menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Altın Kalp”: İdeolojik Bir İyilik Figürü Analizi

16 0
latest

Bu bozulmuşluk, açık baskı ya da çıplak tahakküm biçiminde kendini göstermediği için, ancak “genel ile tikelin sahte özdeşliği” gibi kavramsal terimlerle ifade edilebilir.— J. M. Bernstein

Bu bozulmuşluk, açık baskı ya da çıplak tahakküm biçiminde kendini göstermediği için, ancak “genel ile tikelin sahte özdeşliği” gibi kavramsal terimlerle ifade edilebilir.— J. M. Bernstein

Modern kültürün yapısını anlamak için başat bir başlangıç noktası sunan bir metin olan “Kültür Endüstrisi: Kitlelerin Aldatılışı Olarak Aydınlanma”, Theodor W. Adorno ile Max Horkheimer’ın birlikte kaleme aldığı Aydınlanmanın Diyalektiği içinde yer alıyordu, İletişim Yayınları’nca yayımlanan Kültür Endüstrisi – Kültür Yönetimi isimli kitapta da bu bölüme yer verilmiş. Bu metni okurken, yazarların kültür kavramını nasıl dönüştürdüklerini hatırda tutmak gerekir. Onlara göre kültür artık özerk bir yaratım alanı olamaz. Bütünüyle üretim, dolaşım ve tüketim süreçlerine bağlanmış bir endüstri olarak ele alınır. Nitekim bölümün açılış paragrafında açıkça ifade edilen “filmler, radyo ve dergiler bir sistem meydana getirir” (s. 47) sözüne binaen imlenen sistem vurgusu, kültürel ürünlerin tekil eserler olmaktan çıkıp birbirini tamamlayan, aynı mantıkla işleyen bir bütünün parçaları hâline geldiğini gösterir.Tabii, kültür endüstrisinin yalnızca eğlence üreten bir alan olmadığını anlamak işten değil; o, bireyin algısını, duygularını ve düşünme biçimlerini biçimlendiren bir mekanizma olarak anlaşılmalı. Adorno ve Horkheimer bakışıyla, sistem, farklılık ve özgünlük izlenimi yaratmasına rağmen temelde standartlaşma üzerine kuruludur. İzleyici ya da dinleyici, kendisine sunulan seçenekler arasında özgürce seçim yaptığını düşünür fakat seçeneklerin tamamı önceden belirlenmiş kalıpların varyasyonlarından ibaret, diyebiliriz. Öyleyse kültür endüstrisi, bireyselliği teşvik ediyor gibi görünse de gerçekte standardı yeniden üretir ve bunun da ötesinde onu sınırlar. Akışta dile getirilen “bireyselliğin kültür endüstrisinde bir yanılsama haline gelmesi, yalnızca üretim tarzının standartlaştırılmış olmasından kaynaklanmaz” (s. 91) ibaresi sürecin kısa bir ifadesidir.Kültür endüstrisinin bir diğer temel özelliğine bakacak olursak çelişkileri ortadan kaldırmak yerine onları yönetilebilir hâle getirmesi olduğunu fark ederiz. Toplumsal eşitsizlikler, acı, yoksulluk ya da trajedi gibi unsurlar tamamen yok sayılmaz. Meseleler anlatıların merkezine yerleştirilir. Ancak eleştirel bir sorgulamaya yol açacak biçimde değil de duygusal bir tüketim nesnesi hâline getirilerek sunulurlar. İzleyici, bu anlatılar aracılığıyla hem acıyı deneyimler hem de aynı anda acının katlanılabilir olduğuna ikna edilir ve durum, metnin genelinde vurgulanan ideolojik işleyişin önemli bir parçasıdır; kültür endüstrisi, gerçekliği gizlemek yerine, onu dönüştürerek “zararsız” hâle getirir: “Bu ‘altın kalp’ vurgusuyla, toplum kendi yaratmış olduğu acıları itiraf eder: herkes, bu sistem içinde artık çaresiz olduğunu biliyor ve ideoloji bunu hesaba katmak zorundadır” (s. 87).Tam da böylesi bir noktada, “Kültür Endüstrisi: Kitlelerin Aldatılışı Olarak Aydınlanma” metninin ilerleyen satırlarında tartışılan “altın kalp” kavramını konuşmak üzere gerekli zemini hazırlamış oluruz. Nedeni ise, “altın kalp”in endüstriyel yapı içinde ortaya çıkan belirli bir temsil biçimini ifade etmesidir: sistemin ürettiği acıların, bireysel iyilik figürleri aracılığıyla dengelenmesidir bu. “Altın kalp”, tek başına bir ahlaki özellikten öte standartlaşmış anlatıların içinde sürekli yeniden üretilen, izleyicinin duygusal tepkilerini yönlendiren bir kalıp olduğundan kültür endüstrisinin genel işleyişini anlamadan bahsi geçen kavramın ne anlama geldiğini kavramak mümkün değil.Dolayısıyla, kavramdan söz ederken önce bütünsel çerçeveyi kurmak gerekir diye düşünüyoruz: kültürün endüstrileşmesi, bireyselliğin yanılsamaya dönüşmesi, çelişkilerin estetize edilerek sunulması ve eğlencenin düşünmenin yerini alması. Bu çerçeve kurulduğunda “altın kalp” kavramı metin içinde doğal bir “devam” olarak gelişir. Kültür endüstrisinin en ince........

© Birikim