Bağlamını Kaybeden Şaka
Deniz Göktaş, akıllı, entelektüel farkındalığı yüksek, iyi eğitimli ve politize bir ailede yetişmiş bir komedyen. Doğru empatiler kurabiliyor, sakin ve ölçülü kalabiliyor, bağırmadan, ajitasyona başvurmadan espri yapabiliyor. Herkesin öfkesini performansa dönüştürdüğü bir çağda bu, az rastlanan bir özellik.
Cevabı aşağı yukarı belli bir soru ama yine de soralım: Peki neden tutuklandı?
Deniz’i ilk kez son gösterisiyle tanıyan biri dahi bu sorunun cevabını kolaylıkla bulabilir. Gösteriyi izlerken, anlattığı bazı esprilerin mevcut koşullarda “hukuki sorun” yaratabileceğini tahmin etmemek zordu.
Deniz’in de bunun farkında olmadığı düşünülemez. Gösterinin isminden sahne tasarımına, hatta polise teslim olacağı güne kadar uzanan tercihleri, bu ihtimali hesaba kattığını düşündürüyor.
İşin ilginç yanı, yeni bir şey söylememiş olması. Tutuklanmasına gerekçe yapılan esprileri yaklaşık üç yıldır anlatıyordu. Değişen şakalar değildi; değişen, o şakaların dolaşıma girdiği alandı.
Meramımı anlatabilmek için Türkiye’de mizahın son kırk yıldaki dönüşümüne kısaca değineceğim.
Özel televizyonların yaygınlaşmasıyla birlikte mizah dergileri eski kitlesel güçlerini büyük ölçüde kaybetti. Gırgır’ın temsil ettiği geniş kitle mizahı televizyona, örneğin Levent Kırca’yla taşındı. Mizah dergileri ise televizyonda kendine yer bulamayan, daha politik, daha deneysel ve daha dar bir okur kitlesine seslenen bir hatta yöneldi. Bir bakıma marjinalleştiler. Gırgır döneminde az satan Limon - Leman’ın, tam da bu dönüşüm sırasında en çok satan dergiye dönüşmesi........
