We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

“Olabiliyormuş” Hayreti

31 0 5
26.02.2021

Senelerdir bu rutin değişmedi. Her ayın içinde en az bir haftalık “dur bakalım şimdi ne olacak?” günleri yaşanıyor. Genel gidişatta pek önemli değişiklikler olmasa da, geçici heyecanlar peydahlanıyor. Yine öyle günlerden geçiliyor. Gara operasyonuyla başlayan ve hemen herkesin “yine beklendiği gibi ilerleyeceğinden” emin olduğu süreç, biraz farklı bir tablo yarattı. Muhalefetin, “iktidarın işaret ettiği” sıraya geçmemesi, Erdoğan’ın “sorumluluğu üzerime yıkmaya çalışıyorlar” şikayetine neden olan bir sorgulamaya yönelmesi, bu duruşun tepki almayıp destek görmesi üzerine başka başlıklarda da “siyasi çıkışa” yönelmesi şaşırtıcı oldu. Bunun ne kadar kalıcı ve dayanıklı olacağını şimdiden kestirmek zor. Dayanıklılık testini görmek için fazla beklenmeyeceği, iktidarın hazırlıkları olduğu, asap bozucu çatlakların hemen kafa göstereceği görülüyor. Ancak bu yazıda, bu durumun devam etme olasılığına değinmeyeceğim. (Belki başka bir yazıya) Şaşkınlık yaratan bu gelişme vesilesiyle bariz biçimde ortaya çıkan “olabiliyormuş” hayretine, “yapabildik” sevincine değineceğim. Çünkü, aksi gelişmeler yaşansa bile –ki hiç küçük olasılık değil- bu hissiyatın canlılığı önemli.

Yaparak öğrenmenin, yapabileceklerini uygulayarak göstermenin çok etkili ama çoğunlukla pahalı ve zahmetli bir yöntem olduğu bilinen gerçek. Kervanın yolda kurulduğu pratiklerin, önce hareket edip sonra gerekçe yaratmanın, her zaman hızlı olmaya yaramadığı, aksine fena halde zaman kaybına neden olabileceği de ortada. Söz konusu siyaset olunca, riskler çok büyüdüğü, hamle geri alma imkanları epey azaldığı için de ölçüler iyice değişiyor. Kendini avantajlı hissetmeyenlerin aşırı tereddütlü tutumları, bir noktaya kadar makul –en azından anlaşılır- bulunabiliyor. Muhalefet, uzunca bir süredir hazır ezberler ve onlara dayalı üretilen “kuvvetli olasılıkları” işaret ederek, hareketsizliği ve silik pozisyonları rasyonel bir durum gibi sunuyordu. İktidarın kurduğu tuzaklar, kutuplaştırma bataklığı, blokları kemikleştirmemek gibi bahanelerin, şekilsiz bir ortalamayı ve sonu gelmez beklemeyi haklı göstereceğine inanılıyordu. Sakınma refleksi, hızla yayılan bir salgın halindeydi. Yerel seçimde olduğu gibi, alınan sonuçlar bu stratejinin başarısı olarak sunuluyor ve bu tutum ısrarla savunuluyordu.

Yerel seçimde pek çok büyükşehir belediyesinin el değiştirmesi, iktidarın gerilim siyasetinden uzak kalınmasına, karşı blok seçmenine........

© Birikim


Get it on Google Play