Kimin Bedeni, Kimin Verisi? - Giyilebilir Teknolojilerde Ölçüm ve Karar Yetkisi
2016 yılında Cleveland Cavaliers oyun kurucusu Matthew Dellavedova, maç sırasında kalp ritmi, uyku kalitesi, vücut sıcaklığı, kas yorgunluğu, zorlanma ve toparlanma gibi göstergeleri takip eden WHOOP cihazını kullanıyordu.[1],[2] Dellavedova cihazı fark edilmeden önce yaklaşık 15 maç boyunca bileğinde taşımıştı; ancak lig yönetimi durumu tespit ettikten sonra oyuncuya cihazı kullanmayı bırakması talimatını verdi. NBA, giyilebilir cihazların antrenmanlarda kullanımına izin verirken maçlar sırasında kullanımını yasaklıyordu. Bu olay kısa sürede spor dünyasında biyometrik verilerin toplanmasının sınırlarına ilişkin bir tartışma başlattı: Giyilebilir cihazlardan toplanan verilere kimler erişebilirdi? Kulüp bu verileri oyuncunun yorgunluğunu, sakatlanma riskini veya performans düşüşünü değerlendirmek için kullanabilir miydi? Veriler sözleşme pazarlığında oyuncunun aleyhine dönebilir miydi? Jeremy Venook, The Atlantic’te yayımlanan makalesinde konuyu teknik bir doğruluk tartışmasından çok yaklaşan bir gizlilik mücadelesi olarak tanımlamıştı.[3]
Yaklaşık on yıl önce başlayan bu tartışma bugün de geçerliliğini koruyor. Bu yazıda amacım, Dellavedova vakasından hareketle NBA’de giyilebilir cihazlara ilişkin veri politikasının 2026 yılına kadar geçirdiği dönüşüm üzerinden beden ile teknoloji arasındaki ilişkiyi posthüman özne ve biyopolitika tartışmaları bağlamında okuyabilmek.[4],[5],[6] Giyilebilir teknolojilerin ölçümlerinin doğru veya yararlı olup olmadığını tartışmaktan çok, ölçüm yoluyla üretilen bedensel bilginin hangi kurumsal ilişkiler içinde anlam ve etki kazandığına odaklanacağım.
Giyilebilir cihazlar bir oyuncunun bedeni hakkında bilgi edinmesini sağlarken sakatlanma riskini azaltabilir, aşırı yüklenmeyi görünür kılabilir ve oyuncuya kendi bedeni hakkında yeni bilgiler verebilir. Kurumsal düzeyde ise kulüpler ve antrenörler, biyometrik verileri sporcuların fiziksel hazırlığını değerlendiren performans eşikleri ve toparlanma standartları oluşturmak için kullanabilir.[7],[8] Öte yandan aynı veriler, bir oyuncunun kadroda yer almasından sahada kalacağı süreye, sözleşme pazarlıklarındaki maddi değerinden profesyonel kariyerinin uzunluğuna kadar uzanan ekonomik sonuçlar yaratabilir.] Biyometrik verilerin gizliliği, kullanım hakları ve bahis şirketleri ya da yayıncılar gibi üçüncü taraflara aktarılması da bu tartışmanın başka bir boyutunu oluşturur.[9],[10]
Bu bakımdan, teknolojiler bedensel sinyalleri yalnızca görünür hale getirmekle kalmaz; onları karşılaştırılabilir, sınıflandırılabilir ve kurumsal kararlarda kullanılabilir veri profillerine dönüştürür. Sağlık, yorgunluk, performans ve risk böylece yalnızca kişinin kendi bedensel deneyiminden hareketle tanımlanan durumlar olmaktan çıkar; sensörlerin, yazılımların ve kurumsal değerlendirme sistemlerinin ürettiği kategoriler içinde yeniden anlamlandırılır.[11],[12]
Bu işleyişin başka bir örneği, hayat sigortası şirketi John Hancock’un 2015 yılında başlattığı Vitality programı.[13] Programın vaadi basitti: Yürüyün, egzersiz yapın, sağlık kontrollerinizi tamamlayın ve puan kazanın. Biriken puanlar sigorta primlerinde avantajlara, çeşitli ödüllere veya Apple Watch gibi bir cihazın maliyetinde indirime dönüşebiliyordu. Kullanıcı açısından bu, sağlıklı yaşamı teşvik eden ve gönüllülük esasına dayanan bir ödül programıydı. Ancak program sayesinde sigorta şirketi kullanıcıların yalnızca yaşını, sağlık geçmişini ve önceki risklerini değerlendirmekle kalmıyor; gündelik yaşamda ne kadar hareket ettiklerini ve hangi sağlık davranışlarını sürdürdüklerini de takip edebiliyordu.[14],[15] Sağlık böylece kişinin belirli bir anda sahip olduğu tıbbi bir durum olmaktan çıkarak sürekli izlenen, puanlanan ve ekonomik değere çevrilen bir davranış örüntüsüne dönüşüyordu.
İki Vaka: Dellavedova ve John Hancock
Dellavedova ile John Hancock örnekleri, biyometrik ölçümün iki farklı kurumsal ilişkide nasıl işlediğini gösterir. Profesyonel sporda bedensel veri, oyuncunun sağlığı kadar emeğinin kullanımı ve ekonomik değeriyle de ilişkilidir. Hayat sigortasında ise sağlık davranışları, riskin değerlendirilmesi ve ekonomik teşviklerin dağıtılmasıyla bağlantılıdır. Her iki durumda da kullanıcı verilerin bedensel kaynağı iken hangi göstergelerin ölçüleceğini, bunların nasıl bir skora dönüştürüleceğini ve skorların hangi sonuçlara bağlanacağını tek başına belirleyemez.[16],[17],[18]
Buradaki güç asimetrisi, kurumun kullanıcıdan daha fazla veriye sahip olmasından ibaret değil. Asimetri, verinin ne anlama geldiğini ve hangi amaçlarla kullanılacağını tanımlama kapasitesinde ortaya çıkıyor. Kulüp, hangi göstergelerin oyuncunun fiziksel hazırlığını temsil edeceğini; sigorta programı ise hangi davranışların sağlıklı ve ödüllendirilmeye değer sayılacağını belirleyen ölçütler kurar.[19],[20] Kullanıcı kendi verilerine erişebilse bile hesaplama modelini, verilerin kurumsal yorumunu veya bu yorumun bağlandığı ekonomik sonuçları aynı ölçüde belirleyemeyebilir.
Bununla birlikte iki örnek, kullanıcıların haklarını koruma ve tercih kullanma kapasiteleri bakımından aynı değildir. Bu fark, içinde yer aldıkları örgütlenme biçimlerinden kaynaklanıyor. NBA oyuncuları kulüplerle ilişkilerini yalnızca bireysel sözleşmeler üzerinden değil, Oyuncular Birliği ve toplu sözleşme aracılığıyla da düzenleyebilir. Dellavedova vakasının ardından giyilebilir teknolojiler geçici bir tartışma olarak kalmamış, toplu pazarlığın konusu haline egelmiştir.[21],[22],[23]
NBA ile Oyuncular Birliği arasındaki 2023 toplu iş sözleşmesi, giyilebilir cihazları değerlendirmek üzere lig ve oyuncu temsilcilerinden oluşan ortak bir komite öngördü: Takımlar yalnızca komite tarafından onaylanmış cihazların antrenmanlarda gönüllü olarak kullanılmasını talep edebilir. Oyuncu cihazı kullanmayı reddedebilir veya kullanmayı bırakabilir. Ayrıca kendisi hakkında toplanan verilere erişme hakkına sahiptir. Takım talebiyle toplanan veriler yalnızca sağlık, performans ve saha içi taktik amaçlarıyla kullanılabilir; yani sözleşme, takas veya oyuncunun serbest bırakılması gibi işlemlerde dikkate alınamaz. Giyilebilir cihazların maçlarda kullanılması ve takım talebiyle toplanan verilerin kamusal ya da ticari amaçlarla değerlendirilmesi ise taraflar arasında yeni bir anlaşma sağlanana kadar yasaklandı.[24]
Oyuncunun cihazı reddetme, verilere erişme ve verilerin sözleşme süreçlerinde kullanılmasına karşı korunma hakları, biyometrik veri politikasının kolektif örgütlenme yoluyla sınırlandırılabileceğini gösteriyor.
2025 yılında, WHOOP'a karşı açılan toplu dava ile tartışma yeni bir boyuta taşındı. Şirket, kullanıcıların hassas sağlık verilerini rızasız olarak üçüncü taraflarla paylaştığı iddiasıyla dava edildi.[25] Aynı dönemde ABD hükümetinin giyilebilir cihazları kamu sağlığı politikasının merkezine yerleştirme yönündeki girişimleri, bireysel özgürlükler ile veri güvenliği arasındaki dengenin korunmasını daha da kritik hale getirdi.[26] Sonuç olarak, Dellavedova gibi oyuncuların maç içinde cihaz takmasının yasaklanmasıyla başlayan süreç, günümüzde verinin kim tarafından, hangi amaçla yorumlanabileceğine dair kalıcı bir güç mücadelesine dönüştü.
John Hancock örneğinde ise benzer bir kolektif karşı güç bulunmuyor. Sigortalı programa gönüllü olarak katılır ve sağlık davranışlarını paylaşması karşılığında ekonomik avantajlar elde edebilir.[27],[28] Programdaki asimetri, soyut bir veri hâkimiyetinden çok puanlama düzeninin somut işleyişinde görülür. John Hancock’un güncel Apple Watch programında saatin kalan aylık ödemeleri, kullanıcının egzersiz yoluyla kazandığı Vitality puanlarına göre azaltılabilmekte; aynı puanlar hayat sigortası primlerinde indirim gibi başka avantajlara da bağlanabilmektedir. Örneğin, program adım sayısı, aktif kalori ve belirli kalp ritmi eşiklerini ekonomik teşvik düzeninin parçası haline getirebilir. Programın ürün, ödül ve indirim koşullarının değişebileceği ve poliçenin ömrü boyunca aynı kalacağının garanti edilmediği de şirket tarafından belirlenir. NBA örneğinde verilerin kullanım sınırları kolektif pazarlık yoluyla belirlenirken John Hancock örneğinde kullanıcı, kurum tarafından önceden kurulmuş bir teşvik düzenine bireysel olarak katılır.[29],[30]
Bu iki vaka, biyometrik verilerin politik anlamının yalnızca teknolojik özelliklerinden........
