Çocuklarımız Hakkında Konuşmalıyız: Kahramanmaraş Okul Saldırısı

Yine bir öğle vakti, Columbine Katliamı’nın 27. seneidevriyesine bir hafta, Çocuk Bayramı’na 11 gün kala, Türkiye bir gün arayla yapılan ikinci bir okul katliamıyla derinden sarsıldı. Bu derin sarsıntı sonrası, kendine gelip gelmediği hala meçhul olan kurumları, azı çok etmeyi, çoğu yok etmeyi iyi beceren medyanın feci yorumları ve günah keçisi bulma çabaları içerisinde koca bir hafta geçti. Kısa tarihinde karşılaştığı her sorun gibi asıl nedeni inkâr eden ve ötekini suçlama refleksini her daim saklı tutan bu aktörler, bu defa çok hassas bir konuda aynı davranışı gösteriyor. Bu koca delik, önceki nesiller gibi, bir sonraki nesli de yutma iştahı ile kıvranırken, bazı hakikatler açıklanmayı sessizce aynı iştah ve arzu ile bekliyor.

Olan bitenin temelinde kökleri çok da derinde olmayan ve harcıalem bir hakikat yatıyor. 8 yıllık eğitiminin yalnızca 3 yılında okul yüzü görmüş, ailesi tarafından ciddiye alınmamış, ilgiye aç, depresif, agresif, kendine zarar vermeye eğilimli, psikoloğunun ifadesiyle toplumla uyumda zorluk çekme ihtimali olan ve psikiyatr tarafından tedavi edilmesi gerekebilecek, boş derslerde ağlayan, üzülünce kendine zarar veren, saldırı planı olduğunu ifade eden, söylediği şeyler ciddiye alınmayan, bunları ciddiye alıp aksiyon alan erişkinlerin dinlenmediği ve hoş karşılanmadığı ancak çoğu çocuk -dile kolay- 10 canı hayattan kopardıktan sonra (kendi öngördüğü üzere) ciddiye alınan bir çocuk: İsa Aras Mersinli.

Okul ve evde kulak verilmeyen saldırganın hayatına dair bildiklerimiz büyük ölçüde sosyal medyadaki paylaştıklarından ibaret. Ancak tüm gece boyunca online olduğu için sabahları derslerde uyuyan, Steam profilinde[1] yüzlerce saatlik oyun süresi olan, hemen tüm sosyal iletişimi ve ilişkilerini ağa bağlı biçimde sürdüren bir profil olduğu için genel bir izlenim edinmek fazlasıyla mümkün.

Mesela son videosunu 9 ay önce çektiği, oyun ve kedi videoları paylaştığı Youtube kanalından kedi sevgisini görebiliyoruz. Okulunun çevresinde gözü kör bir yavru kedinin annesini bir süre arayıp bulamadığını, evinde beslediği kedileri, babasının ifadesinde savaş oyunu deyip geçtiği oyunların hangi oyunlar olduğu ve oynadığı süreleri yine aynı ifadede “İngilizce modda olduğu için bilmiyorum” deyip geçtiği bilgisayar ve telefonundaki yazışmaların mahiyetini, olası cinsel yönelimini ve partner olarak benimsediği kişileri biliyoruz.

Kısacası bu kadar yakından ulaşılması çok daha kolay bilgilere ulaşmayı başaramayan yahut ulaşmak istemeyen, yazışmalarından anlaşıldığı kadarıyla o kadar da anlayışlı ve ilgili olmayan, defalarca uyaran rehber öğretmenin uyarılarına kulak asmak yerine yüzüne telefon kapatan, biri resmi diğeri özel iki ayrı uzman psikoloğun saldırganın bir an önce çocuk psikiyatrisi bölümünde tedavi edilmesi gerektiğine dair uyarılarını bir yana bırakıp poligona götüren ebeveynlerinin bildiklerinden fazlasını biliyoruz.

Oyun tercihleriyle başlamak gerekirse, saldırganın Steam ve Youtube hesaplarına bakıldığında, oynadığı oyunlar arasında doğrudan şiddet ve karanlık temalar içeren oyunlar, düşük bir yüzde oluşturmakta. Şiddet öğelerinin olduğu ve görece çok oynadığı oyunlar arasında Paint The Town Red, The Binding of Isaac, Doki Doki Literature Club oyunlar sayılabilir. Bunlar karanlık temaları nedeniyle ilgi çekici görünse bile, saldırganın yaş grubu içerisinde ciddi oyuncu olan birçok kişi için, bilinen ve oynanan oyunlar arasında.

Faili azmettirdiği düşünülen ve medya tarafından günah keçisi ilan edilen oyunlardan olan Counter Strike’ı sadece 6-7 saat oynadığı, Pubg’yi ise hiç oynamadığı görülüyor. Roblox[2] istatistikleri, Steam bazlı bir oyun olmadığı için görülmemekte ve ilgili oyunla ilgili olarak birincil kaynak bulunmuyor. Ezelden beri dolaşımda olan[3] “Oyunlar/Müzikler/Filmler katliamın nedenidir” söylemi ise defalarca akademik çalışmalarla çürütülmüş olmasına rağmen[4] anaakım ve muhalif medya tarafından günah keçisi ilan edilmekte.

Dahası, saldırganın kendini özdeşleştirdiği Konata İzumi karakteri üzerinden suçlanan animelere gelince, karakterin olduğu eser, Slice of Life[5] ve Komedi janrlarına dahil olan, şiddet içermeyen[6] Shounen[7] türü bir mangadan uyarlanmış. Konata İzumi karakteri oyun, anime ve manga kültürüne tutkun, Otaku[8] olarak tanımlayabileceğimiz, aşina olduğumuz zeki ama çalışmıyor tipinde, yumurta kapıya dayanınca çalışıp ders geçen, elindeki dondurma ya da şekerlemeyi nasıl yiyeceğine dahi karar veremeyen, hafif sersem bir karakter.

İsa’nın neden böyle bir özdeşim kurduğuna gelince, kendisi de aynen Konata gibi, internette edindiği birkaç arkadaşı dışında arkadaşı olmayan, vaktinin çoğunu oyun oynayarak geçiren, görece asosyal biri. Babasının ifadesine göre, “emniyetteki psikolog arkadaşlarının” da doğruladığı ve kendisinin de emin olduğu üzere -neredeyse her velinin çocuğu gibi- zeki ancak sorunlu bir çocuk. Bu zekilik meselesinin İsa’nın zihninde, handiyse bir çeşit grandiyöz hezeyana evirildiğini hatta kendini bir tür “üst insan” olarak tanımladığını arkasında bıraktığı manifestodan görebiliyoruz.

Üstünlük inancının siyasal ve kültürel saiklerle saldırganlarda bu tür eylemlere motive eden etkenler arasında olduğunu daha önceki yazılarımızda belirtmiştik.[9] Son yazımızdan bu yana ise benzer motivasyonla yapılan 12 Ağustos 2024 tarihli Eskişehir Saldırısı’na değinmek yerinde olacak.

Saldırı öncesi bıraktığı manifestosunda Arda K., yine aynı üstünlük algısını siyasal, kültürel ve sınıfsal nedenlere bağlayarak Payton Gendron’ın saldırısını taklit etmişti. Manifestosu baştan aşağı Brandon Tarrant’ın[10] manifestosundan aşırma olan ve Tarrant’ı birebir taklit ederek saldırısını kayda alıp yayınlayan Payton Gendron’ın manifestosunu da taklit ederek, copycat’in copycat’i bir saldırı yapmış ve 5 kişiyi yaralamıştı. Manifestosunun görece özgün olduğu yerlerde ailesi, özellikle babasıyla olan sorunları belirgin bir biçimde görülmekteydi. İsa’nın da babası hakkında arkadaşlarına yazdıkları bu yönden epey benzeşmekte. Ancak İsa’nın manifestosu, saldırıya siyasal, sınıfsal, ırksal ya da kültürel herhangi bir dayanak aramıyor. O’na göre yapacağı saldırı daha çok hayatı boyunca ailesi ve çevreden göremediği ilgiyi üzerine çekmek için kullanacağı bir araç.

Üstünlüğünü(!) bu yolla dünyaya gösterecekti…

Geçtiğimiz yılda, 187 binden fazla çocuğun suça sürüklendiği[11] ve bilgisayar oyunlarının suçlu ilan edildiği ülkede bir öğle vakti…

Haftalarca babasının Maraş sandıklarının içindeki tabancaları gizlice alıp kendince doldur-boşalt talimi yapan, “hediye listesi” diye başlık attığı sınıf oturum düzenini çizip öğrencileri numaralandıran ve tehlikesine göre sınıflandıran, saldırı yapacağını sınıf arkadaşlarına söyleyen, bir gün önce de bizzat babası tarafından emniyet poligonuna götürülüp atış talimi yaptırılan İsa, kararını bir kez de Discord’daki arkadaş grubundan duyurdu: “5. ve 6.........

© Birikim