Yangın çağı
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
“Bir Çağ Yangını”ndan bugünün Türkiye'sine…
"Önce gelincikleri yolduk
Nar ağaçlarını tuttuk kurşuna
Ardından andızları devirdik
Aptallık, bilinçsizlik, bir hiç uğruna."*
Hayatımızın özeti tam olarak bu. Tam da böyle oldu; olmaya da devam ediyor. O bilinçsizlik bitmiyor, tükenmiyor.
1993'te yakılmanın ne demek olduğunu öğrendiğimde Hulki Aktunç'un Bir Çağ Yangını romanı düşmüştü aklıma. Roman insan eliyle büyüyen kötülüğü, toplumsal çürümeyi, değerler yitimini, anlatır. Anlattığı, ayna tuttuğu bir dönemin ve bizim ülkemizin hikâyesidir. Aradan yıllar geçti. Bu yaz, dünyada ve ülkemizde peş peşe yaşanan yangınlarla birlikte yeniden aklıma düştü. Belki de yeniden okumanın zamanı geldi.
Çünkü bugün artık sadece bir çağ yangınından söz etmiyoruz. Galiba gerçekten yangın çağında yaşıyoruz. Dünyanın dört bir yanında ormanlar yanıyor. Kanada'dan Kaliforniya'ya, Avustralya'dan Şili'ye, Portekiz'den İspanya'ya, Yunanistan'dan Türkiye'ye kadar neredeyse her yaz gökyüzü aynı renge bürünüyor. Dumanın grisine, alevlerin kızılına.
Geçen yıl Çanakkale’de Troya Barış Festivali’nden dönerken yolun kapatıldığı noktada adeta alevlerin sıyırdığı yan yoldan dönerek, ateşin sıcağını birebir hissederek İzmir’e mecburi ve çok da uzun bir yoldan dönmüştüm. Bu yıl da benzerini yaşadık. Gece Altınoluk’ta hemen arkamızdaki dağ yanarken koyun hemen karşısında üç ayrı noktada alev alev Gömeç yangınını izledik. Yüreğimiz ağzımızda. Büyük bir acıyla.
Bilim insanları yıllardır uyarıyor. İklim krizi sıcak hava dalgalarını etkiliyor. Sıcaklıklar yaşanmaz boyutta yükselirken süreler de uzuyor. Kuraklık derinleşiyor. Artık yangın mevsimi diye bir kavram var hayatımızda!
Dünya yanıyor. Ormanlar alev alıyor. Ama herkes aynı biçimde yanmıyor. İklim krizi küresel olabilir. Ama önlem alma, hazırlık, afet yönetimi, orman politikası, kamusal bilinç ve öncelikler siyasidir. Bilimin yerine inkârı koymak da bir tür ideolojik tutarlılık. Çünkü yangın aslında çıktığı gün başlamaz. Bazen baş verir, sönümlenir ve yıllarca hazırlanır.
Son büyük yangınlarını yaşayan birçok ülke acılarından ders çıkardı. Hatta kimi daha yangın gelmeden bilincindeydi olabileceklerin. Erken uyarı sistemlerini geliştirilmişti. Hava filoları güçlendirilmişti. Yerel yönetimler ve gönüllüler sistemin önemli bir parçasıydı.
Bizse sanki her yaz ilk kez yangın çıkıyormuş gibi davranıyoruz. Yangın geliyor. Sönmüyor! Büyüyor! Sıçrıyor! Bu yıl da öyle oldu. Benim de memleketim cânım Kozak yaylası çam ormanının da aralarında olduğu bir çok bölgede ormanlar kül oldu.
Her seferinde bölge........
