Vakıflar Kanunu: Kamunun gölgesinde kurulan iktidar alanı

Toplumsal dayanışma amacıyla yapılanan vakıflar, uzun yıllardır siyasetin güç ve çıkar odakları lehine paravan olarak kullanıldığı, özellikle ideolojik etki merkezleri olarak belirleyici örgütlenme alanları haline geldi. Bugün; giderek kamusal kaynakların görünmez biçimde el değiştirdiği, denetimin zayıflatıldığı ve siyasi bağlılık ilişkilerinin kurumsallaştığı; son dönemde peş peşe ortaya çıkan türlü skandalla da özellikle çocuklar için hiç tekin olmayan kapalı yapılanmalar, bazı kurumların tarikat ve cemaatlerin elinde hesap vermeyen ve doğrudan iktidarın hizmetinde envai çeşit karanlığı temsil eder hale geldi.

Özellikle dikkat çekici olan, bu yapılar içerisinde kamu kaynağının görünmez dolaşımıyla bütçe dışı paralel bir alan yaratılması ve bu alanda da gençlik ve eğitim üzerinden ideolojik yapılaşmanın örgütlenmesidir. Yurtlar, burslar, eğitim destekleri… Bu alanlarda denetimsiz kaynak aktarımları, sosyal destek ve yardım kisvesi altında kuşaklar üzerinde etki kurmanın sistemli bir yoluna dönüşüyor.

Dernek ve vakıflara hibe ya da tahsis edilen mülkiyet de son derece sorunlu. Kent mirasının, tarihin parçası olan yapılar, değerli araziler ve kamuya ait binalar “kamu yararı” gerekçesiyle vakıflara devrediliyor. Ancak bu yararın kim için ve ne ölçüde üretildiği belirsiz. Gelinen noktada gazetemizin başarılı muhabirlerinden, araştırmacı gazeteciliğin yüz akı İsmail Arı, salt bu yapılanmalara çomak soktuğu için gazetecilik suçlamasıyla tutuklu. Vakıf adı altında kurulan yapıların aslında maddi ve manevi nasıl bir imtiyaz alanı yarattığı bu haberlerle açığa çıktı.

***

Geçmişten itibaren hatırlayalım. Deniz Feneri Derneği unutuldu gitti değil mi? Oysa yurt dışında yapılanmış cemaat ağı üzerinden yardım bağışlarıyla olağanüstü kaynak üreten büyük bir skandal günlerce gündemi meşgul etmişti. Şimdilerde gündemde olan yapılar farklı: TÜRGEV, Ensar Vakfı, TÜGVA, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği, İlim Yayma Cemiyeti, Yunus Emre Vakfı… Liste uzun. Çocuk tecavüzleri, istismar, haksız kazanç ve fayda sağlama gibi suçlar örtbas edilirken belgelerle sabit bir haber de “halka yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla yargıya taşınarak koruma kalkanı güçlendiriliyor.

Tam da bu noktada dernek ve vakıflar konusu bugün yeni bir yönelimle yeniden gündemde. Muhalefet belediyelerinin eline geçen ve halkın faydası için kullanılan kamusal modellere el koyma girişimleri, Vakıflar Kanunu’nun bazı maddelerinde değişiklik içeren kanun teklifiyle apar topar Meclis’e taşındı. Vakıf taşınmazları ve kültür varlıklarında düzenlemeleri içeren bu kanun teklifiyle milli parklardan turizm alanlarına, kültür varlıklarından kütüphanelere ve aşevlerine uzanan bir açgözlülükle el koyma girişimlerinin önü açıldı. Böylece hem denetimi yitirilen kaynaklar geri kazanılacak hem de hizmetleriyle toplum üzerinde olumlu........

© Birgün