menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bardak taştı: Avrupa çiftçilerinden dünyaya bir uyarı

34 1
01.01.2026

Avrupa’nın meydanlarında haftalardır traktörler var. Yollar kapalı, kent merkezleri kilitli. Tüm dünyayı kuşatan neo-liberal politikalarının tarım alanında küresel şirketlerin hegemonyasına alternatif görmeye bile tahammülü yok. Doğal kaynakları da aşan büyük üretim miktarları uğruna doğa ve emek yok ediliyor. Kapitalizm; sunî ve katkılı masif miktarlarda üretim için hayvanların yaşam hakkına hükmettiği işkencehanelerle, üç kuruşa çalıştırılan çocuk ve göçmen tarım işçileriyle, sürdürülebilir enerji yolunda feda edilen tarım topraklarıyla felaketimizi hazırlıyor. Çiftçinin var oluş krizi çoktandır isyanla eylemlere yansıyor. Şimdi çözümsüz bırakılan, yeterince ciddiye alınmayan o isyan kolay bastırılamayacak bir öfke ve uyanışla güçlü bir direnişe dönüştü. Karşımızdaki manzara, yalnızca tarım politikalarına itiraz eden çiftçilerin etkileyici eylem görüntülerinden ibaret değil. Bu, uzun süredir biriken küresel bir tıkanmanın, taşan bir bardağın dışa vurumu. Daha da önemlisi örgütlü, ülkeleri aşan, sınır tanımayan bir değişim talebi. Görkemli bir dayanışma öyküsü.

Avrupa’daki çiftçi eylemlerini yalnızca “destek kesintileri”, “yakıt zamları” ya da “büyük şirketlerin ticaret anlaşmaları” başlıklarıyla okumak eksik olur. Çünkü bu eylemler, kapitalizmin ve vahşi neo-liberal politikaların artık yönetemez hale geldiği bir dünyaya dair güçlü bir itiraz taşıyor. Gelir adaletsizliği, doğanın sınırsız bir kaynak gibi görülmesi, emeğin değersizleştirilmesi ve karar süreçlerinin halktan kopması. Hepsi “kırlardan gelen” traktör konvoylarının ardında duruyor.

Bugün Avrupa’da çiftçiler, yalnızca kendi geçimlerini değil; gıda güvenliğini, kamusal yararı ve geleceği savunuyor. İklim kriziyle baş edemeyen enerji politikaları, yanlış kentleşme, kuraklık ve kıtlık tehdidi; tarımı piyasanın insafına terk eden anlayışla birleştiğinde, sistem kendi çelişkilerini artık gizleyemiyor. Bu yüzden öfke yalnızca tarladan değil, yaşamın kendisinden ve daha da önemlisi salt geçim değil yaşam derdiyle yükseliyor.

Bu eylemler aynı zamanda bir düzen eleştirisi. “Serbest ticaret” adı altında büyük şirketleri koruyan, küçük üreticiyi tasfiye eden anlaşmaların; doğayı, toprağı ve insanı nasıl değersizleştirdiğini açıkça gösteriyor.........

© Birgün