menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarihin (hangi) doğru tarafı?

51 0
14.08.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Takvimler 8 Nisan 1998’i gösterdiğinde, o gece Kuzey İrlanda için ünlü “Good Friday” Barış Anlaşması’nın son rötuşları ve son pazarlıkları yapılırken, County Down’daki Hillsborough Kalesi’nin önünde zamanın Başbakanı Tony Blair şu “tarihi” cümleyi kullanmıştı:

“Böyle bir günde çarpıcı bir manşet oluşturacak lâflar peşinde koşmak doğru değil ama… Tarihin elinin, gerçekten omuzlarımızda olduğunu hissediyorum…”

O gün oradaydım, dün gibi hatırlıyorum...

2 gün sonraki imza töreni sırasında da, herkes “Tarihe tanıklık etmek” muhabbeti yapıyor ve anlaşmaya taraf olanlardan sık sık aynı cümleyi duyuyorduk:

“Tarihin doğru tarafında durmak çok önemli…”

Kuzey İrlanda Barışı ile Türkiye’de (bıktırıcı sahtekârlık kokan klişelerle) “Terörsüz Türkiye” ya da “Anaların artık ağlamayacağı bir ülke” amaçlı çözüm çabaları, birbirine hep benzetilir. Her ne kadar içerik olarak birbiriyle dünyalar kadar farklı bir meseleden söz ediyorsak da, ortak amaç “Silahların susması” diye özetlenebilir.

Yani siyasi amaçlı şiddetin (sözlük karşılığı terör), kırsalda ya da kentsel bölgede yasa dışı silahlı örgüt (sen de terörizm, başkası desin gerilla savaşı) faaliyetinin “demokratik bir çözüm ve demokratik siyasetin özendirilmesi vaadiyle sona erdirilmesi” çabaları.

Aklı başında kimsenin itirazı olamayacağı bir işten sözediyoruz. Yani, herkesin “tarihin doğru tarafından durması gereğinden” de diyebiliriz.

Gel gör ki; sürecin pişirilmesi, kotarılması ile ana aktörleri, yancıları, parsacıları, kolpacıları gibi kadroların tavrına ve geçmişle bugün arasındaki “git – gel”lerine baktığımızda, ne Kuzey İrlanda’daki ciddi tarihi (ve kolektif - katılımcı) çaba ile zerre kadar bir benzerlik, ne de oradaki gibi........

© Birgün