Devlet ve itibar…
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
“Devlet” sözcüğünü ne zaman duysam, bundan yaklaşık 40 sene önce İstanbul’da bir belediye otobüsünde yaşanan bir olay gelir aklıma.
Aynı zamanda üniversite öğrencisiydim o zaman. Bir Pazar sabahı erken saatte otobüse binerken yüzde 50 indirimli öğrenci bileti attım kutuya. Şoför “Öğrenci pasonu da göster” dedi. Evde unutmuşum. “İnanmıyorsunuz madem, iki tane bilet atayım o zaman” dedim. Beni sahtekârlıkla suçladı ve başladı bağırıp söylenmeye. İki tane bilet attım ve geçip bir yere oturdum. Dakikalarca uzattı mevzuyu. Vır vır vır vır söyleniyor hâlâ. Olay haline getirdi.
Ben de “Yahu amma uzattın kardeşim, sanki devleti yıktık bir biletle!..” diye bağırdım.
Bu “Devlet” sözcüğü henüz çıkmıştı ki ağzımdan, o saniye ensemde iri bir el beni kavradı, belimi büktü ve ellerimi arkadan bağlayıp yere yatırdı.
Bir yandan da otobüs şoförüne “Bağla arabayı! Yolcuları da indir! Karakola götürüyoruz bunu! İşlem yapacağız!” diye bağırıyordu. Aynen öyle yaptılar. Sivil polismiş herif. “Devlet’e nasıl dil uzatırsın lan sen?” diye bağıra bağıra, karga tulumba, 100 metre ötedeki (Kadıköy) karakoluna götürdüler beni.
Gazeteci olduğumu da anlatmama rağmen küfür kıyamet karşılandım. Dayaktan son anda kurtuldum. Nöbetçi memuru, o zamanlar muhabir kapasitemle tanıdığım zamanın İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı’nı telefonla arayıp şikayet etmekle tehdit ederek, nezarete atılmaktan ve daha fazla belâya maruz kalmaktan “yırttığımı” hatırlıyorum. Ünlü Müdür’ün (hâlâ çok ünlü biri) adını duyunca bıraktılar beni.
Devlet kelimesini bile olumsuz bir cümlede telâffuz etmenin suç sayıldığı bir kültür var bu topraklarda. Devleti temsil ettiği inancıyla yaşayan hattâ bu “çeperde” kendini konumlandıran herkes çok........
