Normalleşme ile iç cephenin kardeşliği
Türkiye; bir anda ortaya çıkan, haftalarca memleketin en temel meselesiymiş gibi tartışıldıktan sonra sahneden çekilen gündemlerin ülkesi. İki hafta önce “Medyada neler oluyor, AKP adına kim konuşacak?” tartışması yaparken, geçen haftaya normalleşme, iç cephe ve anayasa tartışmaları damga vurdu.
Özgür Özel’in Manisa’da yaptığı bir konuşmanın içinde geçen “normalleşme” kelimesi, bir anda yandaş medyanın ilgisini çekti. Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi-Ahmet Hakan ikilisine, Sabah gazetesi birinci sayfadan eşlik etti. Onları diğer yandaş medya organları takip etti. Yandaş kalemler, CHP’nin neden normalleşme sürecine mahkûm olduğunu uzun uzun yazdı. Kamuoyu yoklamaları, devam eden mahkemeler, parti içi huzursuzluklar derken; herkes bir taraftan tutarak ‘normalleşme’ tartışmasına katkı verdi.
Özgür Özel dün de AKP ve MHP tabanına seslendi. Bundan ne kadar normalleşme çağrısı çıkaracaklar, bilmiyorum. Ama sanırım CHP lideri Özel de “gerilim” etiketinin kendi üzerinden kalkmasını istiyor. CHP ve muhalefet bahsine yazının sonunda tekrar dönmek üzere, geçen hafta normalleşmeye eşlik eden diğer tartışmalara da göz atmakta fayda var.
Haydut ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırması Türkiye’de geniş yankı uyandırdı. Sosyalist yapılar durumu emperyalizmin saldırganlığı olarak değerlendirirken; Erdoğan, Bahçeli ve Fidan cephesinde olay “iç cephe” üzerinden tartışıldı. Okyanus ötesinde yaşanan emperyalist haydutluğu bir yandan Türkiye’de herkesi korku iklimine sürüklemek için kullanırken; aynı zamanda “terörsüz Türkiye” projesine bağlayarak “Bizim alternatifimiz yok” mesajı verdiler. Özellikle Erdoğan ve Fidan’ın ABD’ye ağzını açıp tek kelime etmeden “Şimdi anladınız........
