Dananın kuyruğu bu yıl kopar mı? |
Türkiye siyaseti, Cumhuriyet tarihinin en kritik eşiklerinden birine doğru sürükleniyor. Saray rejimi için 2026 yılı, sadece bir takvim yaprağı ya da seçime giden yolda sıradan bir durak değil; bizzat iktidarın bekası için kurgulanan bir “yol temizliği” dönemidir. İktidar bloğu, 2026’yı seçim öncesi tüm pürüzlerden kurtulma, engelleri aşma ve tabiri caizse dikensiz bir gül bahçesi yaratma yılı olarak kodlamış durumda. Muhalefeti bütünüyle etkisiz, parçalı ve lidersiz bırakmak adına, devletin tüm aygıtlarını —başta yargı olmak üzere— birer siyasi enstrüman gibi cepheye sürmüş görünüyorlar.
YARGININ YENİ GÖREVİ
İktidarın yol haritasında yargı, başlı başına kurgulanan operasyonun en önemli merkezi olarak konumlandırılıyor. İstanbul eski Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı koltuğuna oturtulması, tesadüfi bir bürokratik atama değil; aksine, bu dönemin ruhunu yansıtan siyasi bir deklerasyondur. Gürlek’in geçmişte imza attığı dosyalar ve sembolleştiği "cezalandırma pratiği", önümüzdeki süreçte belediye başkanlarından gazetecilere, sendikacılardan sanatçılara kadar geniş bir yelpazede ülkeyi nelerin beklediğini gösteriyor.
Ancak burada dikkat kesilmesi gereken bir başka kurum da YSK’dır. Seçilecek yeni YSK başkan ve üyeleri, sadece bir sandık güvenliği sınavı vermeyecek; aynı zamanda kimlerin "aday" olup olamayacağına (Erdoğan dahil) karar vererek seçimin kaderini daha sandık kurulmadan tayin edecek. CHP kongrelerine dair yerel mahkemeler üzerinden yürütülen tartışmalar ve YSK’nın bu süreçteki etkisiz tutumu geleceğe dair de ip uçları veriyor.
YENECEĞİ ADAY ARAYIŞINDA
Saray iktidarının strateji masasında ilk ve en büyük hedef kuşkusuz CHP. İktidar, ana muhalefet partisini sadece belediyeler üzerinden değil,........