TFF Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu’na açık mektup

Sayın Başkan,

Toplumsal yaşamda çok önemli bir yeri olan ülke futbolunun başındasınız.

Bu sporun izleyicisi olarak kimi görüşlerimi size aktarmak istiyorum.

Açık mektup yazmamda, yaptığınız şu iki işin olumlu etkisi olduğunu belirtmeliyim.

Öncelikle futbol maçları üzerinde “bahis” ya da kumar oynanmasını ortadan kaldırma çabalarınızı kutluyor, Atatürk’ün "Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim" sözlerinin bir uygulaması sayıyor ve girişiminizi “sonuna kadar” götürmenizi istiyorum.

İkinci olarak 1993’da kurulmasına karşın ancak son yıllarda büyük gelişme gösteren kadın futboluna önem vermekte olmanızı da tek sözcükle alkışlıyorum. Kadın futbolunun son yıllarda hızla gelişmesi, tıpkı kadın voleybolunda olduğu gibi UEFA düzeyine yükselmesi, ülkemizde kadın-erkek eşitliğinin yaşam bulduğu bir alan olarak da çok değerlidir.

FİDANLIKTAN

Sayın Başkan,

Aynı yörenin çocuklarıyız; 1950’lerde, ilkokul sonrası Beşikdüzü Köy Enstitüsü’nde üç yıl okudum. O yıllarda yöremizde futbola biz “ayaktopu” diyorduk, yeni yeni başlıyordu diyebilirim.

Ama çok önemli bir gerçek vardı; benim Trabzon’um, ben Trabzon’a benim derim, o yıllarda yalnız yetiştirdiği bilim insanları, sanatçılar ve siyasetçiler ile ünlü, giderek çok ünlü, değildi. Nedenini, nasılını bilmiyorum; belki ayrıca araştırılmaya değer; Trabzon o tarihlerde tam bir futbolcu fidanlığıydı. Özellikle kentin batı yamacındaki Faros bölgesi, futbolcu ya da yerel ağızla “dobci” üretim fabrikasıydı.

Bu futbol temeli, nitelikli çalıştırıcı ve yöneticilerin elinde Trabzon futbol takımını İstanbul’un üç büyük futbol takımıyla eşitledi. O güzelim süreçte tüm çevre iller de olumlu etkilendi; Rize, Ordu, Giresun ve Samsun’un güçlü futbol takımları oluştu.

Sonrasını biliyorsunuz; yabancıdan geçilmiyor. Ancak o günlerin Trabzon’undan alınacak çok dersler var, bunu başarabilirsiniz.

KAYNAK KAYBINA

Sayın Başkan,

Ben dünya görüşüm gereği yabancı oyuncu oynatılmasına karşı çıkmam. Ancak mesleğim gereği de ülkemizin insan gücü ve sermaye kaynaklarının etkin ve verimli kullanmasını çok önemli sayarım.

Bugün ülkemizde futbol alanında böyle bir büyük kaynak kaybı yaşanıyor.

Bir tarafta ülkenin futbolcu olabilecek gençlerinin değerlendirilmesi yoluna gidilmiyor, diğer taraftan da çok yüksek tutarda parasal kaynak yabancı futbolculara harcanıyor.

Resmi istatistiklere göre 15-24 yaş gençlerde “ne eğitimde ne istihdamda” olan nüfus oranı yüzde 24,2. Bu sayının anlamı çok açık; her dört gençten biri, üstelik çoğu kadın, ne eğitimde ne de iştedir; boşta ya da boşluktadır. Yarattığı diğer bireysel ve toplumsal yıkımlar bir yana, bu büyük bir “insan kaynağı” kaybıdır.

Diğer tarafta parasal kaynak var: “çok sıradan”  ya da futbol yeteneği çok sınırlı yabancı futbolcuların transferlerine milyarlar harcanıyor. Burada transfer sürecinde yaşanan ve kimileri basına yansıyan karanlık ilişkilere;  ülkemizin “azgelişmiş” sayılarak gelen futbolculara Avrupa’dan fazla transfer ücreti ve maaş ödemelerine artı kimi yabancı futbolcuların bu toplumun değerlerini hiçe saymalarına vb. girmeyeceğim. Ancak, çok sayıda yabancı futbolcu oynatılması, kaynak kaybı yanında, büyük kentlerin dışında halkın futbola yabancılaşmasına da yol açıyor. Dört büyükler dışında maçlar neredeyse seyircisiz oynanıyor.

Bunun önemli bir nedeni de takımların yurt düzeyinde dengesiz dağılımıdır. Şu sırada Süper Lig’de bulunan 18 takımın 7’si İstanbul’dadır. Bu büyük dengesizliğin programlı bir biçimde onarılması için de futbolcu fidanlıklarının tüm toplumu kapsayacak biçimde ülke düzeyine yayılması sağlanmalıdır.  Bu amaçla  “bölgesel ligler kurulması” düşünülebilir.

Sizden isteğim futbol takımlarının altyapıya önem vererek futbolcu yetiştirmelerini sağlamanızdır. Biliyorum kimi kulüplerin futbol okulları var; TFF 14-19 yaş grupları için ligler düzenliyor. Ancak bu yapılanlar hiç ama hiç yeterli değil.

Futbola halkın yabancılaşması konusunda önemli bir nokta daha var: Bir kentin futbol takımının adında “kural olarak ilin adı önce” gelmeli, eğer bir marka ya da ortaklık adı eklenecekse, kesinlikle ilin adından sonraya yazılmalıdır.

19 MAYIS!

Sayın Başkan,

Sizden çok önemli bir isteğim daha var.

Stadyumlar bakım ve onarımdan geçirilirken yöre halkına sorulmadan adları değiştiriliyor. Şimdi de 2018’den buyana onarımda bulunan ve bu yaz sonu açılacak olan Cumhuriyet’in Başkent Ankara’daki “gençliğin ve sporun simgesi” “19 Mayıs” gündemdedir.

İsteğim stadyumun adının “19 Mayıs” olarak kalmasını sağlamanızdır.

Başarılarınızın devamını diliyorum.


© Birgün