Büyük madenci grevi ve yürüyüşünün 35. yılında -4: Kömür müzelik olsun
Grev ve yürüyüşün ruhunu hafızalara fotoğraflarıyla çivileyen Birol Üzmez’in, geri dönüş anına ilişkin tek karesinin olmaması dikkatimi çekiyor. Bunun bilinçli bir tercih olup olmadığını kendisine soruyorum. Birol, dönüşten bir gün önce Deller Köprüsü’nde gerginliğin dorukta olduğunu söylüyor. “Kadınlar barikatı aşamayınca öfkeliydi. Ertesi gün dönüş kararı alınacağını bilmiyordum. Bulduğum ilk araçla Zonguldak’a döndüm, filmleri zarflayıp otobüse verdim. Çok yorgundum, ama aklım konvoydaydı. Sabah uyanıp Deller’e gitmek için araç ararken, yüzlerden bir şeylerin döndüğünü anladım. Mengen’de Denizer dönüşü açıklamış. Şoke olduk. Bu, yenilgiyi kabul etmekti. Ama savaşlarda bazen geri çekilmek gerekir, kazanmak için. Yine de bu, tüm mevzileri terk etmek, boynu bükük dönmek demekti. Unutmam: Savaştan dönenleri karşılama gibiydi, ama alkış yoktu. Madenci Anıtı’nda bekledim. Kamera hazır, mevzi aldım. Ama neyi belgeleyecektim? Otobüsler şehre girdi: Önünde kadınlar, herkes ağlıyor. Zafer işareti yapmaya çalışıyorlar, ama gözyaşları içinde isteksiz eller... Bazı kadınlar yürüyerek gelmişti. Hüzünlü, öfkeli, yenik yüzleri çektim. Sonra bitti her şey. Anlatacak bir şey kalmamıştı. Filmi gazeteme yollamadım.” Bunu öğrendiğimde Birol’a olan saygım katlanarak arttı.
Geri dönüş sonrasında Ankara süreci, hükümetin işçileri ve sendikayı bekleterek, görüşmeyerek, muhatap almayarak, bir anlamda yürüyüşün öcünü aldığı bir süreçtir. Ama 4 Ocak 1991, bir kazanım yürüyüşünden çok, bir onur yürüyüşüydü. Kısa vadede taleplerin tamamı karşılanmadı; uzun vadede ise emek cephesi geriledi. Ama o gün kayda geçen şey şuydu: Bir kent, yok sayılmaya razı olmadığını ayaklarıyla ilan etti. Belki en büyük kaybımız, bugün böyle bir yürüyüşü hayal etmekte bile zorlanıyor olmamızdır. En büyük kazancımız ise, hala başka türlü bir toplum mümkündür diyecek bir hafızaya sahip olmamız.
Birol, “Görece iyileşmeler oldu. Zonguldak kilitlenmedi. Çok şey öğrendik: Örgütlü gücün zaferi, siyasi görüşler ötesi kenetlenme... Bu da hayatta bir kazanımdır. Fotoğraf felsefem gibi: Yenilgi anı bile bir hikaye anlatır, direnci derinleştirir.” diyor. Ahmet Öztürk de “Bizlerin yüz binlerce insanı harekete geçirip yüzlerce kilometre yürütmemiz, ülkenin gündemini bunca meşgul edip dünya çapındaki bir olaya imza atmamız, başlı başına bir zaferdi zaten.” diyor. “Haklılığımızı kanıtlamış, sesimizi tüm dünyaya duyurmuştuk. Esas yenilgimiz sonraydı. Biz arkamızdaki bu büyük kamuoyu desteğini, bize yönelen büyük sempatiyi madenlerin yeniden düzenlenmesi, kömür havzasının daraltılmasıyla ortaya çıkacak sosyal ve ekonomik etkilerin........© Birgün
