Memedali Mantığı dersleri |
Geçen hafta, yerli ve Milli Eğitim Bakanı'nın tarih derslerinde okutulan kitaplardaki bazı tanımlar ve yeni adlandırmalarla ilgili açıklamalarını görünce, aklıma Tahsin Yücel'in 'Önü' adlı öyküsü geldi. Ötegeçe köyünün çocuklarından Memedali'nin adlarla yaşadığı tuhaf ilişkiyi şöyle anlatıyor Tahsin Hoca:
“...Çok küçüktü, hem de çok dar bir alanda dönüyordu, en kolayın, en rahatın alanında: her şeyi adlara bağlıyordu. Ötegeçe'de bir çocuk, diyelim ki Ürüstem, aramıza ayağında yeni bir pabuçla geldi mi Memedali her şeyi bırakır, hışımla evlerine koşardı: 'Kız ana, ne diye Memedali koydun benim adımı, neden Ürüstem koymadın?' diye çıkışırdı anasına. Anası bu değişmez kızgınlığın yeni nedenini öğrenmek ister, şaşırmış gibi yaparak 'Neden oğlum?' diye sorardı. 'Neden olacak?' diye gürlerdi Memedali: 'Şimdi o kırmızı ayakkabıyı ben giyecektim!'
...Ürüstem'in Hacer Bacısının Cumali'ye gelin gitmek üzere olduğu, bu gidişin sıkı hazırlıkları dolayısıyla, anasının Ürüstem'in anasına yardıma geldiği günlerden birinde, Ürüstem'lerin evinde, yanlış bir kapı iterek, belki keklik yürüyüşü, belki ak kolları, belki büyüklerden duyduklarımızın etkisiyle, hepimizin özlem dolu bir gözle baktığı Hacer Bacımızı Cumali'nin kucağında görünce de aynı zorlu öfkeyi duymuştu Memedali: asıl itmesi gereken kapıyı ittikten sonra, anasını görür görmez, odayı dolduran bir sürü insanın varlığına kulak bile asmadan, en yüksek, en kızgın sesiyle,........