Joystick tutmak balta tutmak değildir

Her kitlesel silahlı saldırının ardından, henüz duman dağılmadan bir politikacı mutlaka kameranın önüne geçer ve şöyle bir şey söyler: “Bu genç şiddet dolu video oyunları oynuyordu.” Cevap hazır, günah keçisi bellidir, bütçe ayrılmak zorunda kalınacak silah lobisine, seçmen kitlesini üzecek silahlanma yasaklarına asla dokunulmaz. Herkes mutludur. Bilim insanları ve saldırı sonucu hayatını kaybedenlerin yakınları hariç.

Konuya başlamadan önce kişisel deneyimimi eklemek isterim. Kişisel deneyimler asla bilimsel veri değildir, bu da aklımızda olsun. Yaklaşık 35 yıldır bilgisayar oyunlarının içindeyim ve çok da seviyorum. Oynamaktan en çok zevk aldığım oyunların içinde, TV’lerde ahkâm kesen ve “analiz”leri ile günlerimizi şenlendiren çokbilmiş kişilerin bahsetmekten zevk aldığı “şiddet” ve “savaş” oyunları da var. Konuyu tek yönlü ele almaktan ve asıl sorumluları saklamaktan hoşlananları üzeceğim ama şimdiye kadar aklımdan bile geçmedi bir canlıya şiddet uygulamak.

Otuz yıllık akademik literatür de bize şunu söylüyor: Video oyunları oynamak ile cinayet işlemek arasında nedensellik bağı kurmak, şemsiye taşımak ile yağmur arasında nedensellik bağı kurmak kadar bilimsel bir şöleni gerektiriyor. Ama bu, hikâyenin tamamı değil. Zira bilimin kendi içindeki kavga da az ilginç değil.

SULANDIRILMIŞ SALDIRGANLIK

Anderson ve Bushman’ın 2001 tarihli meta-analizi, sahadaki en çok atıf alan çalışmalardan biridir ve şiddet içerikli oyunlarla saldırganlık arasında pozitif bir korelasyon saptamıştır. Araştırmacılar oyunların davranışsal, duygusal ve bilişsel saldırganlığı artırdığını, sosyal yardımlaşma eğilimini ise düşürdüğünü bulmuştur. Ama dikkat edin: “saldırganlık” ile “cinayet” farklı kelimelerdir. Birincisi bir laboratuvarda bağırma veya........

© Birgün