Vedat Dalokay’ı anarken...
Ölüm yıldönümü olan şu günlerde Vedat Dalokay, özellikle yerel yönetim ve mimarlıkla ilgili olmak üzere çeşitli etkinliklere yeniden konu olmaktadır. Kocasinan Belediye hizmet binası projesini tamamlamak üzere Kayseri’ye giderken, 21 Mart 1991’de trafik kazasında çocuğu ve eşi ile birlikte hayatını kaybeden Dalokay’ın, özellikle Ankara Belediye Başkanlığı yaptığı yıllarda sergilediği toplumcu tutum, belediyecilik tarihinde köklü iz bırakmıştı. O zamandan bu yana Dalokay’ın konuşulduğu belki de yüzlerce akademik-politik etkinlik gerçekleştirilmiş ve hakkında geniş bir literatür üretilmişti.
Bununla birlikte bu literatür, Dalokay’ın coğrafi ve kültürel-kimliksel kökleriyle ilgili önemli bir belirsizlik taşıyordu. Bugün de gözlendiği gibi bu köklerden bahsetmek, bir tür bölücülük gibi algılanıyordu. Oysa bu tam da sosyolojik bir olguydu ve esasen insanın içinden geldiği kökler/gelenekler, bütün hayatını etkileyen/belirleyen sosyolojik atmosferin merkezi gibiydi. Ne var ki Dalokay’ın kökleri hep görünmez alanın bir konusu olarak kaldı.
Dalokay’ın CV’sine göre doğum yeri ‘Elazığ’dı; ilk-orta eğitim aldığı okullar da Elazığ’daydı ve Elazığlı olarak bilinirdi. Fakat aslında Dersimliydi ve kökleri Hozatlı Bahtiyar Aşiretine gidiyordu. Çalkırage (Ağırbaşak) köyünden Pertek’in Borkin köyüne yerleşmiş tanınan bir ailede büyümüştü. Annesi Emine Hanım çok kez kitlesel kıyım deneyimlerine tanıklık etmiş, 1938’e kadar Ermeni ailelerin de yoğun olarak yaşadığı ve uzun yıllar ‘Nahiye’ statüsü olan Hozat’ın Sin köyündendi.
***
Biyografik bilgisine dair bazı hususlar eksik olmakla birlikte Kolo adlı kitabında yer verdiği gibi Dalokay’ın dedesi Mustafa, Pertek’te tanınan ailelerinden birinin mensubuydu ve İbrahim, Mustafa, Abdurrahman, Cevriye, Aliye isimlerinde beş çocuğu vardı. Çocukların en büyüğü ve Dalokay’ın babası olan İbrahim, Pertek’te dünyaya gelmiş, Elazığ’da Matbaa Müdürlüğü yaparken, Atatürk’ün cenazesine katılmış, orada hastalanıp 1939’da hayata veda etmişti. İkinci çocuk Abdurrahman, sonradan Elazığ Senatörü olan Cahit Dalokay’ın babasıydı ve değişik yerlerde Nahiye Müdürlüğü yapmıştı. Üçüncü çocuk Mustafa, bütün hayatında Pertek’te çiftçilik yapmış ve Pertek’te hayata veda etmişti. İki kız kardeş Aliye ve Cevriye Hanım ise Pertek’te yaşamış, orada evlenmiş ve yine orada Hak’ka yürümüşlerdi.
Dalokay, Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir tür nüfus deposu olan ve bu özelliği maalesef 1938 kitlesel kırımıyla kesintiye uğramış Dersim’in kahırlı dönemlerine tanıklık etmiş bir kuşağın mensubuydu. O yıllarda olan biteni fark edecek yaşta bir çocuktu. Sonraki yıllarda çok kez bu travmatik durumdan söz etmişti. Dalokay iki kez evlenmiş; ilk eşi Birsel Onaran’dan üç ve ikinci eşi Ayça Dalokay’dan iki çocuğu dünyaya gelmişti.
***
Vedat Dalokay’ın köklerinin coğrafyası olarak ‘memleket’ imgelerine yer verdiği iki yazılı kaynaktan birisi genel olarak Belediyecilik deneyimine odaklanan ‘06 Dalokay’dı. İkincisi ise 1979’da yazdığı Kolo adlı çocuk kitabıydı. Her iki kitabında kendi dilinden memleketini ve oradaki gündelik hayatı anlatmıştı. İlk kaynakta dikkat çeken notlardan biri şöyleydi: ‘Babam Tunceli Pertek’te ağaydı, beni de terkisine alır, ava, gezmeye giderdi. Arkamızdan çarıklı, yarı çıplak ayakları ile yarıcılar, marabalar, Hassolar, Hüssolar harman ölçmeye giderdik’. Kolo’da ise memlekete dair başka bir detay vardı: ‘Çocukluğumun önemli bölümü, Süpürgeç Dağı’na yaslanmış bağlar bahçeler arasında kurulu Pertek’te geçti. Deliçay Murat’ın tam kıyısındaki Pertek’in 8-10 hanelik küçücük köyü Borkin, dedem Mustafa Ağa’ya aitti. Şako Bacı ve Kolo’nun bu şirin köyü şimdi Keban Baraj Gölünün 40 metre altındadır’.
Şu günlerde yeniden andığımız Dalokay’ın öyküsünü içinden geldiği coğrafyanın; Dersim’in deneyimleri, tanıklıkları, özgün kültürü ve gelenekleriyle birlikte okuduğumuzda belki de ‘taşlar yerine oturacak’, başarıları ve gerilimleri daha anlaşılır olacaktır. Çünkü bu coğrafyaya sinmiş bütün ‘sosyallik’ alanı, diğer örneklerde olduğu gibi Vedat Dalokay’da da muazzam bir biçimlendirici işlev görmüştür. Ama onu anlamak için önce görmek gerekir.
