We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Memleketinden edilmek sürgünden dönmek

17 6 0
23.06.2021

Türkiye’nin siyasal-toplumsal tarihinde, memleketinden edilmek, adeta olağan bir deneyimdi. Başka bir şehirde veya köyde yaşamaya mecbur edilmek, demografik mühendislikten kişisel cezalandırmaya, ekonomiye ve güvenliğe kadar çeşitli gerekçelere dayanıyordu. Böyle olduğu için memleketinden edilmenin her haline dair ‘yasal’ metinler de üretilmişti.

Cumhuriyet’in, Osmanlı’dan devralarak getirdiği bu uygulamanın resmi metinlerdeki adı iskandı. Şehircilik literatüründeki anlamından daha geniş bir bağlamı vardı. Devlet, münasip gördüğü zamanda ve şekilde bireyleri, aileleri ve kitleleri yerinden edebiliyordu. Hatta kimin nerede, ne kadar süreyle yaşayacağına devlet karar veriyordu. 1934 yılında çıkarılan 2510 sayılı İskan Kanunu bu müdahalelerle ilgili hemen tüm teferruatları düzenlemişti. Bu yüzden bilhassa köyler olmak üzere her yerleşmede, herhangi bir yerden getirilen, farklı kültürlerden ve sayıları milyonları bulan nüfus grupları yaşıyordu.

Tek parti rejiminin bu politik kararı, çok partili hayata geçildiğinde tartışma konusu olmuş ve doğu vilayetlerinde yerlerinden edilenlerin memleketlerine dönebilmeleri için Demokrat Parti, 6 Haziran 1947’de 2510 sayılı İskan Kanununun tadil edilmesini istemişti. CHP Meclis Grubu ve Başbakan Recep Peker de destek verince iki parti ortak bir kanun tasarısı yapmışlardı. Süreç o kadar hızlı işlemişti ki tasarı, 18 Haziran 1947’de Kazım Karabekir başkanlığında, TBMM’de 5098 Sayılı Yasa olarak kabul
edilmiş ve yürürlüğe girmişti.

Bu yasayla, önceden getirilen yasak bölge uygulaması kademeli olarak kaldırılmış; yerlerinden........

© Birgün


Get it on Google Play