İnsanlar, hayvanlar ve şimendiferler
Cumhuriyetin şimendifer politikasının nasıl stratejik bir proje olduğunu, bu köşede daha önce yazmıştım. Bu politikanın önemli unsurlarından birisi, ‘iskan’ uygulamaları ile uyum içinde işlemesiydi. Nitekim değişik nüfus kesimleri, türlü iskan politika ve pratiklerinin muhatapları olmuşlardı. O yıllarda kitlesel iskan uygulamalarının yegane aracı şimendiferlerdi ve bu durum, şimendifer hatlarının belirlenmesinde ‘iskan’ın, ne derece etkili olduğunu da gösteriyordu. Bunun sonucudur ki Türkiye’de şimendifer hatları üzerindeki şehirlerin tamamı, iskan politikalarının doğrudan muhatabı ve tanıkları olarak olarak kayıtlara geçmişti.
Kuşkusuz şimendiferler sadece insanları değil, hayvanları da taşıyordu. Bu ülkenin bir hayvancılık memleketi olması nedeniyle, hayvan taşımacılığı özel bir mesele olarak politik gündeme girmişti. Cumhuriyetin, on binlerce insanı yerlerinden ederek çeşitli mekanlara taşıdığı 1938’de, Nafia Vekaleti, Devlet Demiryolları ve Limanları İşletme Umum Müdürlüğü, bir karar almış, “Memleket İçinde Demiryolları ile Nakledilecek Hayvanların Tabi Olacakları Muamele Hakkında” bir talimatname çıkarmıştı.
***
Toplam 34 maddelik bu talimatname hayvanların gelişigüzel nakledilemeyeceklerini hükme bağlıyordu. Mesela daha ilk maddesi, ‘kedi, köpek ve tüm canlı hayvanların, trenlerle nakledilmesi için veteriner sağlık........
