Darbelerin silüetleri |
Türkiye’de, siyasete askeri müdahalelerin ayrıksı örneklerinden biri olan 27 Mayıs 1960 darbesinin yıldönümünde, sınırları esnemiş olarak yeniden darbeleri konuşuyor olmak ilginçtir. 27 Mayıs, benim çocukluk yıllarımda bir ‘devrimin yıldönümü’ gibi karşılanır ve kutlanırdı. Üstelik sadece okullarda değil, kamu kurumlarının tümünde kutlama için hazırlıklar yapılır, ilgili literatürde darbenin kendisi ‘27 Mayıs devrimi’ olarak geçerdi.
Üzerinden çok yıllar geçti ve Türkiye, görünüşe göre çok kez ‘darbelerle hesaplaşma’ söylemini gündemine aldı. Hatta küçük bazı somut adımlar da atıldı ama neresinden bakarsanız bakın, o darbelerin izleri adeta ülkeye yapışık olarak kaldı. Bugün de her yerde ve türlü biçimlerde darbelerin silüetleri ile karşılaşmak adeta olağandır. Zira darbeciler, bu ülkeye ödettikleri toplumsal bedelin hesabını hiç bir zaman vermediler.
Geçtiğimiz yıllarda İstanbul’da Kağıthane’nin toplumsal tarihi üzerine yaptığımız bir akademik çalışmada denk gelmiştim. İlçedeki Gürsel Mahallesi’nin insaşı ile darbenin inşası sanki paralel yürümüş; ‘yasadışı’ kabul edilen gecekondu mahallesine, askeri darbe liderinin soyadı verilmişti. Mahallenin en işlek caddesinin adı da, aynı ekibin bir başka üyesinin; idam öncesi Adnan Menderes ve arkadaşlarına ‘sağlıklı’ oldukları yönünde rapor yazan hekimin adını taşıyordu. Anlatılara göre bu kişi, gecekondu........