We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Kimse’siz ve ‘dil’siz mezarlar

14 9 19
11.08.2021

Şehirler basta olmak üzere tüm yerleşmelerde mezarların/mezarlıkların yerel kültür ve kimlikle doğrudan ilişkisi vardır. Bu ilişki üzerinden hemen tüm toplumların ve kültürlerin öykülerini okumak mümkün. Ne var ki çoğumuz için mezarlar, sadece ölüm/defin hallerinde dikkatimizi çekmiştir. Dolayısıyla ömürlerin sınırı ve yaşamın geçiciliğini anlatmış; orada tanık olduğumuz tüm ritüel ve söylemler de bu düşünceyi pekiştirtirmiştir. Oysa mezarların ve mezarlıkların asıl sosyolojik önemleri ya da işlevleri bunun dışındaki alanda toplanmıştır. Bu anlamda mezarlar çok önemli birer sosyolojik araştırma nesnesidirler.

Bu yönüyle bakıldığında mezarlıklarda sosyal, kültürel, kimliksel eşitsizliklerin izlerini görmek mümkündür. Bu eşitsizliklerin ilgi çekici örneklerinden birisi de kimsesizliğin mezarlaşması ya da kimsesizliğin mezarlık mekanlarında görünür hale getirilmesidir.

Kimsesizlik, bir sosyal kategoridir. Yalnızlığı ve toplumun en küçük birimi olarak tarif edilen aile bilgisinden mahrumiyeti anlatır. Kapitalist sistemde tümüyle mülkiyete konu olarak kurulan mezarların, mülkiyet bedeli ‘kimse’lerden yani aileden tahsil edilmiştir. Kimsesizler kategorisi ise bu ilişkinin dışındadır, hiyerarside kendisine yer bulamamıştır ya da en alttadır. İlgili literatürde bu örnekler kimsesizler mezarlığı olarak nitelenmiştir. Başka bir ifadeyle mezar var ancak mukimin/ailenin bilgisi olmadığı için ‘kimsesizdir’.

Türkiye’nin mezarlıklarında son yıllarda kimsesizler mezarlığı adıyla bölümlerin inşa edildiği fazla bilinmeyen ama yaygınlaşan bir olgudur. Aslında hemen her zaman........

© Birgün


Get it on Google Play