menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Faşizmin Mekânları”

65 0
03.06.2026

 Bu ifade Engin Bozkurt’un yakın zamanlarda NotaBene Yayınlarından çıkan Kentin Politik Tasarımı: Mekân, Gündelik Hayat ve Yerel Yönetimler kitabından bir bölümün başlığı. Tanıl Bora’nın ‘sunuş’ yazdığı bu kitapta; ‘Üçüncü Mekânlar’, ‘Tiny House’, ‘Amsterdam Evleri’, ‘Airbnb’ye Karşı Fairbnb’, ‘Yürümenin Felsefesi’, ‘15 Dakikalık Kent’, ‘Yeni Nesil Belediyecilik’, ‘Komünist Kadınların Kenti’, ‘Dijital Sosyalizm’, ‘Toplumcu Belediyecilik’ gibi daha bir dizi ilgi çekici başka başlık bulunuyor. Her biri kentlerin sosyolojisini anlamaya yönelik kendi başına tartışılmaya değer başlıklar. Bunlar arasında ‘Faşizmin Mekâna Sinmiş İzleri’ ise, benim de yıllardır çalıştığım kent sosyoloji ve hafızasının özel bir alanını oluşturuyor.

Engin Bozkurt, bu bölümde faşizm olgusunun, 20. yüzyılda siyasal ve toplumsal izler bırakan mekânsal örneklerini, değişik ülkelerdeki deneyimler üzerinden aktarıyor ve siyasal tahakküme odaklanan arka planındaki zihin dünyasını tartışıyor. Faşist iktidar deneyiminin ilk örneklerinden birini temsil eden Mussolini’nin, ‘Roma’nın ihtişamını sahiplenirken, kendini Sezar ve Augustus’un mirasçısı gibi gösterdiği bir sahneye çevirdiğini’, ‘bu amaçla ortaçağdan kalma yapılar ve mahalleleri yıkarak Augustus ve Sezar’ın forumlarını görünür kılan geniş bir bulvarın, Mussolini’nin Roma fatihi gibi yürüyebileceği törensel bir koridor olarak........

© Birgün