Teslim alınamayan gazetecilik
Halkın haber alma, bilgilenme ve kendini ifade etme hakkını hedef alan bir düzen var karşımızda. Susturamadıklarını cezalandırıyor, teslim alamadıklarını ise kayyımlarla ve ihalelerle tasfiye etmeye çalışıyorlar.
Ülkemiz, basın özgürlüğüne ilişkin anayasal güvencelerin fiilen etkisiz bırakıldığı, tarihimizin en ağır sansür dönemlerinden birini yaşamaktadır. Tele 1’in susturulması ise bağımsız gazeteciliğin cezalandırılmasının en çarpıcı örneklerinden biridir.
Kuruluşundan bu yana dişle tırnakla verilen mücadele ve büyük bir özveriyle büyütülen bağımsız bir televizyon kanalına zaten uzun zamandır göz dikmişlerdi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nca Tele 1’e yıllarca en üst sınırdan idari para ve program durdurma cezaları uygulandı. Sonunda hayali bir casusluk kurgusuyla yola çıkıp, kanalın da bu casusluk faaliyetinde kullanıldığı iddiasıyla senaryoyu tamamladılar. Ve 25 Ekim 2025’te kanala yönetim kayyımı atandı. 17 Haziran’da ise haraç mezat satmak için tüm hazırlıkları yaptılar. Merdan Yanardağ’a isnat edilen suç kesinleşmiş mi, kimsenin umurunda değil. Henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bile yok. Ama kanal çoktan cezalandırıldı. Önce kayyım atandı, şimdi ise onca emek, hafıza ve yılların birikimi yok pahasına satışa çıkarılıyor. Ve sonuçta Tele 1’i susturdular. Ama bağımsız ve kimseden emir almayan gazetecilik adına yola çıkmış Merdan Yanardağ gibilerinin kararlılığını unutuyorlar. Çünkü bazı insanlar için gazetecilik bir meslek değil, teslim olmamaktır.
Ve siyasi analiz suç değildir; gazetecilik faaliyeti anayasal bir hak ve görevdir, casuslukla hiçbir maddi........
