İsmail Arı: Gerçeğin tutukluluğu |
Halkın bilmesi gerekenleri yazan bir gazeteci, şimdi tutuklu.
Adı İsmail Arı.
Ve bu sadece onun değil,
hepimizin tutsaklığı
İsmail neden uzun zamandır siyasal iktidarın hedefinde?
Sebepleri belli:
Halkın gözünü açmaya çalışmak.
Çocukların hakkını savunmak.
Ülkemizde görülmesi istenmeyenleri göstermek.
Ve gerçeği yazmak.
İsmail Arı bir gazeteci. Mesleğini yapıyor, hem de çok iyi yapıyor.
Kamu yararı adı altında üzerine ‘çökülenleri’ su yüzüne çıkarıyor.
İstanbul’da COVID-19 testlerini kimlerin yaptığı, 6 Şubat depremlerinden sonra Kızılay depolarının Menzil’e bağlı Nakış Gıda’dan milyonlarca TL’lik erzakla doldurulduğu…
Binlerce insanın acısının, yıkımın bir fırsata dönüştüğü o dönemi, İsmail Arı belgelerle ortaya koydu.
Üç sene önce İsmail ile cinsel istismar şüphelisi Ayhan Şengüler’in sanık sıfatını alması için aylarca uğraştık.
Savcılar değişti, dosya süründürüldü…
Ancak sonunda iddianame yazılabildi. Ama o sanık bir gün bile özgürlüğünden mahrum bırakılmadı. Ne gözaltı, ne tutuklama. Hakikati yazan İsmail ise tutuklu.
Ve bu yüzden herkesin en çok korktuğu şeydir gerçekleri göstermek.
Sahi adalet dediğiniz şey kimin için var?
İsmail’in arkasında halkın desteği var; karanlık odaklar, holdingler, çeteler değil!
O’nun sesi olduğu insanlar gözaltına alındığından beri mesajlarıyla destek oluyor. Çünkü hakikati okuyanlar, izleyenler, fark edenler var.
Bu mücadele, sadece İsmail’in değil, hepimizin mücadelesidir.
Sessiz kalmak, gerçeklerin üstünü örtmek demektir.
Çok uzun zamandır siyasal iktidar; halkı bilgilendirme görevini yerine getiren gazetecilere dönük, yargıyı sindirme ve cezalandırma aracı olarak kullanarak gerçekleri örtmeye çalışmakta.
Ta ki hiçbir ‘çatlak’ ses çıkmayana kadar özellikle gazetecilerin üstünde bu baskının süreceği çok açık.
Tam da bu yüzden İsmail’in tutukluluğu yalnızca onun
meselesi değil.
Bu, gazeteciliğin susturulması, halkın bilgilendirilmesinin
engellenmesi, adaletin ve
vicdanın sınanmasıdır.
Onu içeride tutarak birileri rahat edebilir, geçici rahatlık bunlar. Oysa gerçeği yazanlar, sadece sessizliği bozmakla kalmaz, gelecek nesiller için de hafızayı korur.
Bugün İsmail’in sesi olmak demek, yarın kendi haklarımız için de konuşabilmek demektir.
Gerçeği yazan bir gazeteciyi
susturmak, halkın hakkını
susturmaktır.
Ve biz sessiz kalamayız.
Çünkü sessizlikte en çok haklı olanlar kaybolur.
Ama bugün… bugün İsmail’in sesi olmak, gerçeğin sesi olmak demektir.
Okuyun. Duyun. Paylaşın.
Sessiz kalmayın.
Gerçeğin sesi hepimizin sesi olmalı.