menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hukuk, beden ve tahakküm: Laiklik nereye gidiyor?

22 15
04.01.2026

2015 Mayıs ayında Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Yasası’nın “Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören” bașlıklı m.230/ 5.ve 6. fıkraları iptal ederek imam nikâhı kıymak için önce resmî nikah kıyma şartını kaldırdı. Biz kadınlar şu an içinde bulunduğumuz günlerin ayak seslerini o zamanlardan duyar olduğumuzu söylemiştik. Medeni Yasa’nın koruyucu hükümlerinden uzaklaşıldığını ve laiklik karşıtı uygulamalarla karşılaşacağımızı ve o günlerin hiç de uzak olmadığını anlatmıştık. Bu karar, tekil bir yargısal tercih değil bilakis sonraki yıllarda ilerleyecek siyasal yönelimin ilk güçlü işaretiydi. Tam bir sene sonra 2016 Mayıs ayında, kısaca Boşanma Komisyonu Raporu olarak adlandırdığımız “Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Araştırılması ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi” amacıyla kurulan meclis araştırma raporu gündemimize oturdu.

Raporun en görünür özelliği, kadın değil aile odaklı bir muhafazakârlığın yasal zeminini hazırlama çabasıydı. Böylece kadınların birey olarak hakları değil, aile adı altında kurulan ideolojik bir çerçeve merkeze alındı. Rapora hâkim olan ideoloji, İslam inancı ve kaidelerine bağlı kalmanın, başta kadına yönelik erkek şiddeti olmak üzere bugünün bütün aile sorunlarını çözeceği iddiasına dayanıyordu. Bu iddialar, AKP iktidar olduğundan bu yana gerek erkek gerek kadın kanaat önderleri eliyle yüksek sesle savunuldu. Muhafazakâr aileyi korumak bir devlet politikası haline getirildi ve baskıcı yasaların önü açıldı. Bu ideolojik yönelim, kısa sürede sokakta ve gündelik hayatta karşılığını buldu. 2016 Eylül’ünde İstanbul Çekmeköy’de Ayşegül Terzi şort giydiği için belediye otobüsünde bir erkeğin saldırısına uğradı. Son başbakan Binali Yıldırım olaydan sonra faile tavsiyede bulundu: “Şort giymesi hoşuna gitmediyse mırıldan geç.” Saldırgan erkeğe fiilen bir hoşgörü alanı tanındı. Siyasal dil, erkek şiddetini yalnızca mazur görmedi, onu aynı zamanda normalleştirdi.

Bu kez 2017 Temmuz ayında Nüfus Hizmetleri Yasası’nda değişiklik yapılarak müftülere resmi nikah yetkisi verilmesi gündeme getirildi ve bu tasarı kamuoyunda yoğun tepki topladı. 100’e yakın kadın örgütü ve LGBTIQ ’lar “Bu Yasalar Böyle Geçmez” kampanyasıyla karşı çıktı. Tepkiler üzerine konuşan Erdoğan “İsteseniz de, istemeseniz de Meclis’ten geçecek” dedi, tasarı 19 Ekim 2017’de TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi, 3 Kasım 2017’de........

© Birgün