We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Gölgesi olmayan güneşe çıkmaz

20 4 1
17.09.2021

Chamisso’nun “Peter Schlemihl’in Tuhaf Hikâyesi”ndeki gölgesini satan kahraman, gölgesizlik canına tak edince kendisine gölge yapması için bir ressama başvurmak zorunda kalır. Işıklı ortamlarda halkın arasına karışamamakta, gölgesi olmadığı fark edilince alay konusu olmakta, aşağılanmalara maruz kalmaktadır. Ressam, “benim yapabileceğim yalancı boy gölgesi, ancak en küçük bir hareketinde tekrar kaybedeceğin gölge olabilir” diye yanıt verir ve ekler: “Gölgesi olmayan güneşe çıkmaz” (Yordam). Bir kere gölgenizi yitirmeye görün, hiçbir şey hakiki gölgenizin yerinizi tutamaz. Gölge; ışıklı personalarımızın peşini bırakmayan karanlık tarafımız. Kendimize ışıklı yüzeylerde personalar inşa ettikçe karanlığımızı yitirdik. İnsan karanlığını yitirince aydınlığını da yitirir. Artık yeryüzüne çıkacak yüzümüz kalmadı. Çıktığımızda, tıpkı Schlemihl gibi alay konusu oluyoruz. Çünkü sanal ortamda yarattığımız personaların yeryüzüne vuran gölgeleri yok. Yer ile ilişkisini yitiren personalar siber uzayda grafik karakterler olarak varolabilir ancak.

Siber uzay nerede bitiyor, yeryüzü nerede başlıyor? Başka türlü de sorabiliriz: Bedensizleşme nerede bitiyor, bedenleşme nerede başlıyor? Sınırlar giderek muğlaklaştı. Bu değişimde kaybeden, yeryüzü ve bedenleridir. Gerçek ile sanal dünya arasındaki sınırların muğlaklaştığı bir zamanda bırakın sanatı, yaşamın kendisi de işlenip yeniden üretilen verilere indirgenmiştir. Verilerin gölgeleri yoktur. Karanlık veri olmayandır çünkü. Aksine veriler, karanlığı dağıtmak içindir; yaşamı ışıltılı bir yüzeye dönüştürmek için. Veriler çoğaldıkça karanlık........

© Birgün


Get it on Google Play