Eğreti bir hayattan eğritelemeler

Sürekli yerinden yurdundan edildiğinde insan, yeryüzünü nasıl mesken tutacağını unutur. Bu, illa da bir yerden alınıp başka bir yere yerleştirilmiş olduğu anlamına gelmez. Yerinden hiç ayrılmamıştır, fakat yaşadığı yerin dekoru sürekli değişmektedir. Ve dekorlar değiştikçe eğretilik hali giderek kalıcılaşır. Yerleşemez, bir kenara ilişiverir. “İliştirilmiş”, sadece gazeteciliğe özgü bir terim değil, insanlık hali. Yapılı çevrenin çehresi ve işlevinin sürekli değişmesi, bedenlerin yerle, yeryüzünün öğeleriyle kurdukları otantik ilişkinin, mekânların, mekânlarda biriken belleğin yıkımı demektir. Yeryüzünde mesken tutmanın farklı şekilleri olabilir, kimi yerleşikliği benimser, kimi göçerliği. Her ikisinde de insan doğanın kuvvetlerini hesaba katar, doğanın kuvvetleriyle birlikte kudretlenir. Fakat insan artık yaşadığı coğrafyaya, yerin kuvvetlerine yabancılaşmıştır. Her an başka bir yere taşınabilir, herhangi bir yere iliştirilebilir. Sadece yeryüzüne mi? Kendi bedenine de. Bedenine bir türlü yerleşmeyi başaramaz, o yüzden bedeninin nelere muktedir olabileceğini bilemez. Yeryüzü ve bedenler birbirlerine dolanmış, iç içe geçmiş kuvvetler yumağıdır. Yeryüzüyle bağı kesilen bedenler, kudretten de kesilir ve vitrinlerde asılı kalır.

Bu haliyle insan taşınabilir bir proje malzemesidir. Proje sahiplerine CV’sini gönderir ve bekler. Bir projede yer alabilmek umudu dışında hayata dair başka da bir umudu kalmamıştır. Projeler birbirine eklendikçe CV’si zenginleşir. CV’si olmayan ise hiçleşir. CV, yani Curriculum Vitae, Latince hayatın akışı demek. Hayata katılmak, hayatla birlikte akmak ancak bir projeye dâhil olduğunda mümkün olabilir. Hazır CV şablonlarından birini doldurup gönderin ve bekleyin. Hayatın akışını kontrol eden ve kimlerin akışa dâhil edileceğine karar verenler, proje sahipleridir. Umudunuzu asla yitirmeyin, mutlaka bir proje sahibi sizi akışa dâhil edecektir. Fakat CV’deki akış, hayatın doğal akışını yıkıma uğratabilir. Proje sahipleri için hayatın doğal akışı, “Dalgacı Mahmut”lara göredir. Onların göğe bakma durakları vardır; gökyüzünü maviye boyayan, deniz yırtıldığında denizi diken, hayalleriyle dünyayı güzelleştiren onlardır. Fakat hayat, Dalgacı Mahmutlara bırakılmayacak kadar değerlidir, paraya dönüştürülmek üzere durmadan biçimlendirilmelidir. İnsanın önünde iki seçenek vardır; ya hayatın doğal akışına dâhil olup kudretlenecek ya da bir proje malzemesi olarak hayatın doğal akışını yıkıma uğratmaya devam edecek.

İnsan yeryüzüne iliştirilmiş bir varlıktır; ekonomik değeri olan, nakde çevrilebilen finansal ve fiziksel kaynak. Yerini yurdunu yitirdiğinden beri vatan olarak rahat edebileceği tek bir yer kalmıştır: Ana dili. Gelgelelim orada da ona rahat vermezler. Tanımı ve anlamı cümlenin bağlamına göre sürekli değişir. Eğretilemelerle oradan oraya taşınır. Eğretilemenin Batı dillerindeki karşılığı metafor, bir şeyi bir yerden başka bir yere taşımak anlamına gelir ve Atina’da toplu taşıma araçlarına metaphorai denir. Eğretileme, bir kavramın benzerlik ilişkisi üzerinden başka bir kavramla anlatılmasıdır ya da bir kavramın yerine başka bir kavramın kullanılması; kavramlar, bir yerden alınıp başka bir yere taşınabilir. İnsan yeri gelir çakal olur, yeri gelir aslan. Fakat CV’deki anlamı asla değişmez, projede kullanılacak ekonomik bir kaynak. Şirketlerdeki insan kaynakları bölümü bu yüzden vardır.

İnsan kaynakları bir eğretilemedir. Kaynak kavramı ekonomide; toprak, su, petrol, madenler gibi doğada bulunan her türlü hammadde içinde kullanılır. Kaynak kavramını doğadan alıp insana taşıdığınızda insan, işlenecek ve paraya çevrilecek bir hammaddeye dönüşür ve artık kaderi, doğal kaynaklar gibi proje sahiplerinin elindedir. İnsan eğretidir, eğri oturur, fakat doğruyu konuşmaz. Daha doğrusu, kaynak eğretilemesi o kadar çok benimsemiştir ki bunu varoluşun bir hakikati olarak kabullenir. Ona göre tek bir hayat vardır, o da CV’de akmaktadır; kesintiye uğruyorsa bu onun beceriksizliğidir. İnsan, anlamı ve tanımı sürekli değişebilen bir eğretilemedir. Kaynak eğretilemesi, bir zamanlar yeryüzüyle birlikte akan kudretli bir bedene hiç ama hiç yakışmaz. Kaynak olmayı bir hakikat olarak kabullendiğinden beri acınacak haldedir.


© Birgün