Çığırından çıkanlar |
Çığır açanlar hayvanlardır. İnsan, engebeli arazide yolunu bulmak için hayvanların açtığı çığırları izler ve zamanla çığırlar ezile ezile patika haline gelirdi. Motorlu taşıtlar için patikalar genişletildi, asfalt dökülüp düzleştirildi ve otoyol haline getirildi. İlk başlarda otoyollar dağ yamaçlarında, vadilerde kıvrılarak akıp giderdi. Fakat hız tutkusu insanı çığırından çıkardı. Hız aşkına, düz çizgi uğruna dağları delip mesafeleri kısalttı. Arzu Tramvayı’ndaki kahraman sorar: “Düz nedir?” Ve ardından ekler: “Bir çizgi düz olabilir ya da bir cadde, fakat insan yüreği, dağların arasından geçen bir yol gibi kıvrımlıdır” (Tennessee Williams). İnsan yaşadığı yere benzerdi, kıvrımlarla dolu, eğri büğrü bir varlık. Yaşadığı yer değişince insan da değişir ve arzuladığı şeye en kısa yoldan ulaşmak ister. İnsan değişti, yürüyüşünün de güncellenmesi gerekecektir: “İnsan dosdoğru yürür, çünkü bir hedefi vardır… Eşek zikzak çizer.” (Le Corbusier). Eşek zikzak çizer, çünkü eğimli ve engebeli bir araziyi katetmenin en efektif yolu budur. Bir zamanlar kıvrımlı dağ yollarını andıran insan yüreğinin içinden artık otoyol geçiyor. Ve tüm otoyollar kapitalist ilişkileri, nesneleri birbirine bağlamaya yarıyor; insan, algoritmik bir veriden ibaret.
Bugün şu soruyu sorabiliriz: Bizim yer ile, yeryüzüyle ilişkimiz ne? Yok denecek kadar az, yeryüzünden nefret ettiğimiz bile söylenebilir. Yeryüzü, iğrenç........