We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ne Paris’le oluyor ne de Paris olmadan

9 5 1
17.10.2021

Paris Anlaşması’nın onaylanmasıyla iklim krizi yine konuşuluyor. Daha önce kopan dev bir buzul, selin vurduğu bir kent, Hollywood’un yaptığı bir film veya iklim değişikliği Bizans’ın oyunudur diyerek sahnede yer bulmaya çalışan kişilerin haberleriyle karşımıza çıkardı. İklim krizini artık Türkiye’nin hedefi, uluslararası müzakereler penceresinden konuşmaya başladık. Elbette kafalar karışık, “seragazı emisyonlarında tarihsel sorumluluğu neredeyse bulunmayan Türkiye”den, nasıl oldu da bir anda “Küresel hiçbir soruna, krize, çağrıya kayıtsız kalmayan Türkiye, iklim değişikliği ve çevrenin korunması hususlarında da üzerine düşenleri yapacaktır” noktasına geldik anlamak zor. Merak edenlere söyleyelim, iki konuşma da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait; ilki 22 Nisan'daki Dünya İklim Zirvesi’nden, ikincisi ise 21 Eylül’deki Birleşmiş Milletler konuşmasından.

İklim krizindeki bu ani politika değişikliğinin bakanlardan gazetecilere kadar uzanan örneklerini izlemek oldukça keyifli ancak biz Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olmasıyla neler değişti ona bakalım. Zaman kıymetli. Öncelikle AKP hükümetinin bu anlaşmaya taraf olma konusunda aslında çok da istekli olmadığını unutmayalım. Zaten tersi olsaydı Türkiye anlaşmaya taraf olmak için beş yıl beklemez, 197 ülke içinde anlaşmayı onaylayan 192'nci ülke olmazdı.

Türkiye fikrini neden değiştirdi?

Türkiye iklim konusunda elini taşın altına koymak için hep finansal destek şartını öne sürüyordu. Onay kararından kısa bir süre sonra çıkan haberler, Türkiye’ye 3 milyar doları aşan bir kredinin Dünya Bankası, Fransa ve Almanya finansmanıyla verileceğini söylüyor. Bu da muhtemelen Türkiye’yi masaya geri döndüren nedenlerden biri oldu. Halkı kuyrukta, aç durumdayken “refah içindeki” Türkiye’ye kredi veren bu ülkelerin yöneticileri, kendi halklarına nasıl hesap verecek o ayrı bir konu.

AB Yeşil Mutabakat süreci, sınırda karbon vergisi uygulamaları gibi Paris Anlaşması ve iklim kriziyle mücadele sürecinin dışında kalan ülkelere getirilecek ek yükler, başta ihracatçılar olmak üzere herkesi telaşlandırdı. İş dünyası da hükümete anlaşmanın onayı için baskı yapmaya başladı. Halkın yaşanan iklim krizi kaynaklı afetler sonrasında “çözüm için hükümet ne yapıyor” diye sorması, sivil toplum örgütlerinin çağrıları, yirmi beş bin kişi ve otuz sekiz kurumun desteklediği imza kampanyası Türkiye’yi anlaşmaya taraf olmaya götüren diğer nedenler olarak sıralanabilir. Glasgow toplantısı sonrası........

© Birgün


Get it on Google Play