Kârı maden şirketine, zehir ve yoksulluk köylüye

Kırsal alanlar AKP hükümetleri döneminde kuşkusuz en ağır tahribata uğrayan, sermayenin pervasız mülksüzleştirme hamlelerine tabi tutulan sahaların başında geldi. Kır emekçilerinin, topraktan geçinenlerin, nesillerdir bu bölgelerde yaşamı yeşertenlerin kendi hayatları ve çevreleri üzerindeki söz hakkı günden güne eridi.

Kırsal, artık bir yaşam alanı değil, sermayenin her köşesini didiklediği, sayısız ihale ve ruhsatlandırma süreciyle pazar malı haline getirdiği açık bir şantiye alanı. Doğrudan köylünün üretim biçimini, yaşam kültürünü ve ekosistemi hedef alan bu saldırılar hep istihdam vb. kılıflarla sunulduysa da sonuçta bugün gelinen noktada, tarımsal ve ekolojik geleceğe olan güven, yerini ülkeyi bir uçtan diğerine saran derin bir kaygı ve öfkeye bırakmış durumda.

Nitekim ülkenin haritasına baktığımızda tehdit altında olmayan tek bir vadi, iş makinelerinin girmeye çalışmadığı tek bir ormanın neredeyse kalmadığını görüyoruz. Edirne’den Kars’a, Muğla’dan Artvin’e kadar pek çok alan acele kamulaştırmalar, kağıt üzerinde hazırlanan "ÇED gerekli değildir" raporları ve yukarıdan dayatılan kararlarla uzun süreli bir mülksüzleştirme sürecine mahkûm edilmiş durumda. Henüz karara bağlanmamış, projeler de cabası. Mesele sadece bir doğa tahribatı da değil. Aynı zamanda emeğin ve doğanın, tarihsel, kültürel ve ekolojik birikimlerinden arındırılarak iradesizleştirilmesidir.

∗∗∗

Bu kuşatmanın bugün şiddetle hissedildiği yerlerden biri de Karadeniz. Son günlerde özellikle de Giresun ve Ordu hattı...........

© Birgün