Anti-emperyalizmin görünmez cephesi

7-8 Temmuz’da Türkiye’de gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi emperyalizm karşıtı gündemi yeniden sol siyasetin merkezine taşımış durumda.

Ankara’da, İstanbul’da, Balıkesir’de emperyalizm karşıtı yürüyüşler düzenleniyor, başka yerlerde tartışmalar, konferanslar planlanıyor.

Genel olarak anti-emperyalizm tartışması askeri bir karşı çıkışa sıkışmıyor da çok boyutlu ve daha uzun soluklu bir hesaplaşma talebini de içinde barındırıyor görünüyor.

Keza emperyalizm savaş kadar görünür olmayan birçok alanda varlığını sürdürüyor. Bugün örneğin gıda ve tarımda yaşanan sorunların büyük bölümü IMF dayatmaları, Dünya Bankası projeleri ve DTÖ anlaşmalarının ürünü. Ama bunlar gündelik hayatın dokusuna o kadar işlemiş ki artık doğal görünüyor.

Hatta doğallaştırmak istercesine bize bazen bu sorunların sebebinin hava koşulları ya da bireysel beceriksizlik olduğu anlatılabiliyor -ki bu anlatının kendisi de neoliberalizmin sorumluluğu bireye yıkma çabasının bir yansımasından başka bir şey değil. Oysa yapısal bir sorunla karşı karşıyayız.


***

Tarım bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Türkiye’nin tarımsal üretimi 1948’den itibaren emperyalizme hizalanmaya başlıyor. Marshall yardımlarıyla başlayan ve 1980’deki 24 Ocak kararları ile hızlanan bu hizalanma sürecinde sübvansiyonlar kısıldı ve devlet tarımdan adım adım çekildi.

Diğer birçok ülke gibi Türkiye’ye de tarımsal yapısını endüstriyel şirket tarımına göre planlaması dayatıldı.

1999’dan itibaren IMF ile imzalanan niyet mektupları ve........

© Birgün