menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

14 Mart’ta Ankara’da: Biz başka sağlık sistemi isteriz!

39 0
09.03.2026

13 Kasım 1918 günü öğlen saatlerinde Haydarpaşa’daki Tıp Fakültesi öğrencileri denizden gelen top sesleriyle pencerelere koşuşurlar. Birinci Dünya Savaşı galibi İttifak Devletleri donanması İstanbul’a girmekte, İstanbul işgal edilmektedir. Çok geçmeden Tıp Fakültesi’nin askeri öğrencilere ayrılan bölümü boşaltılıp İngiliz askerleri yerleşir.

Öğrenciler İstanbul’un ve okullarının işgaline karşı tepki göstermek istemektedirler. Ancak işgal kuvvetleri her türlü toplantıyı yasaklamıştır. Akıllarına Tıp Fakültesi’nin 14 Mart 1827’de açılışının 92. yıldönümünü kutlamak gelir. İşgalciler böyle masum bir toplantıya karşı çıkamayıp izin verirler.

İlk tören Tıp Fakültesi Talebe Cemiyeti tarafından Beyazıt’ta Zeynep Hanım Konağı’ndaki Darülfünun Konferans Salonu’nda yapılır. Toplantıya Tıp Fakültesi ve Darülfünun hocaları ve öğrencileriyle o zamanki İnas Darülfünunu, Kadınlar Üniversitesi öğrencileri katılır. Toplantıda İngiliz-Amerikan-Fransız Kızılhaç temsilcileri, Fransız Sıhhiye Müfettiş-i Umumisi ve basın temsilcileri de yer alır.

***

İlk konuşmayı yapan Tıbbiyeli Kemal okulun tarihçesini anlatır. Tıphane-i Amire’nin 14 Mart 1827’de açılmasıyla birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nda modern tıp eğitimi başlamıştır. Okul 1839’da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane adını aldıktan sonra eğitim kırk bir yıl Fransızca yapılır. Kırımlı Aziz Bey ve arkadaşlarının uzun süre verdikleri mücadeleyle Türkçe eğitime geçilir.

İkinci olarak söz alan Memduh Necdet Otacı tıbbiyeyle ilgili sayısal bilgileri paylaşır. Top Fakültesi’nin kuruluşundan 1919 yılına kadar 4.607 Türk, 240 Rum, 170 Ermeni79 Musevi, 11 Sırp-Bulgar olmak üzere toplam 5.107 hekim mezun olmuş, 103 hekim mezuniyetten sonra Paris, Berlin, Viyana ve Londra’da uzmanlık eğitimi almıştır. Birinci Dünya Savaşı boyunca 765 öğrenci silah altına alınmış, 346 öğrenci cephelerde hayatını kaybetmiştir.

Memduh Necdet sözlerine “İtiraf ediyoruz ki vatan, bilhassa onun kalbi, beyni olan İstanbul bu dakikada korkunç bir buhran geçiriyor. Ama korkmuyoruz. Buradayız, burada kalacağız” diye devam eder. Konuşmasını “İstanbul bizimdir, çünkü şehitler ve tarih buradadır. İstanbul bizimdir, çünkü istiklal buradadır!” diyerek bitirdiğinde salon alkıştan çınlamaktadır.

Öğrenciler amaçlarına ulaşmış, masumane tören işgal karşıtı gösteriye dönüşmüştür.

***

Tıp Fakültesi Talebe Cemiyeti ertesi sene 14 Mart törenini Kadıköy’deki Apollon Sineması’nda düzenler. Gene tıbbiyenin tarihini anlatan konuşmalar yapılır, sonunda da İzmir Marşı hep bir ağızdan coşkuyla okunur. Törenden iki gün sonra da tıbbiyeli öğrenciler Haydarpaşa’daki Tıp Fakültesi’nin iki kulesinin arasına büyük bir Türk bayrağı asarak bir kez daha emperyalist işgale tepki gösterirler.

Aynı sinemada 14 Mart 1921’de düzenlenen üçüncü törenden sonra bir tartışma çıkar. Bazı hocalar Türk hekimliği tarihinin beş yüz yıl önceye dayandığını öne sürer ve kutlamalar için Bursa'daki Yıldırım Darüşşifası'nda ilk Türkçe tıp derslerinin başladığı tarih olduğu varsayılan 12 Mayıs gününü önerirler. Tıp Bayramı bir süre o tarihte kutlandıktan sonra 1934’te tekrar 14 Mart’a dönülür.

Bu arada öğrenci dernekleri çoğalınca Tıp Bayramı organizasyonu işini tabip odaları üstlenmeye başlar. Toplumsal muhalefetin yükseldiği, TTB’nin korporatist kalıplarını kırdığı yetmişli yıllarda ise 14 Mart günü Tıp Bayramı, aynı hafta da Sağlık Haftası olarak kutlanmaya başlanır.

O günlerden itibaren 14 Mart’lar tabip odalarının Türkiye sağlık ve hekimlik ortamının sorunlarını eylemli olarak dile getirdiği günler olur.

Zamanla gerçeklerle efsanelerin birbirine karıştığı 14 Mart’ın Prof. Dr. Nuran Yıldırım tarafından aktarılan en doğru anlatımı böyledir.

***

TTB’nin geçen yıl 14 Mart mücadele programının başlığı “Sağlık Sistemi Çöktü/Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün” olarak belirlenmişti.

Türkiye için neden bir Kamucu-Toplumcu Sağlık Sistemi önerildiği on başlıkta açıklanıyordu. Ben yerimin darlığı nedeniyle ilk beşini paylaşayım.

Çünkü yalnızca kamucu-toplumcu bir sağlık sistemi;

1- Bütün toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilir.

2-Herkese eşit, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti sunabilir.

3- Sağlığın ticarileşmesini, özelleşmesini, piyasanın vahşi koşullarına terk edilmesini engelleyebilir.

4- Koruyucu hekimliği önceleyebilir, sağlıkta ‘olmazsa olmaz’ sevk zincirini kurabilir.

5- Sağlıkta kışkırtılmış talebi ve şiddeti durdurabilir”.

***

Geçen sene Beyaz Yürüyüş için 25 Şubat’ta İstanbul’dan başlamış; Gebze, İzmit, Bandırma, Balıkesir, Bursa, Eskişehir hattını takip ederek Ankara’ya varmış ve Beyaz Forum yapmıştık.

Bu sene 11 Mart Çarşamba günü Diyarbakır Dağkapı Meydanı’ndan yola çıkacağız. Devamında Şanlıurfa, Gaziantep, Osmaniye, Adana’yı ziyaret edip Ankara’ya geçeceğiz.

Beyaz Yürüyüş 14 Mart Cumartesi günü saat 13.00’te Hacettepe Tıp Fakültesi önünde başlayacak. Oradan adını Sağlık Bakanlığı’nın tarihi binasının bulunduğu Sıhhiye Meydanı’na yürüyeceğiz.

Talepler geçen senekilerle aynı.

Sağlık Sistemi Çöktü, Biz Başka Sağlık Sistemi İsteriz!


© Birgün