Gelecek Olsun!

Bizim memlekette geçmişten günümüze değişmeyen bir kadersizlik hüküm süregeldi:

-Kitap okumayanlar, kitap yazanları düzenli olarak hapishanelere attılar!

Bu vaziyet devam ediyor.

Yıllar önce bir başbakan, “Kitap okuyor musunuz?” sorusuna biraz da mahcubiyet içinde yanıt vermişti:

-Arkadaşlar okuyorlar, bana özetliyorlar!

∗∗∗

Kitaplar ile hapishaneler arasındaki sıcak ilişkiye en yeni örnek önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan “GELECEK OLSUN” adlı çalışması…

Bu bir cezaevi günlüğü… İlk sayfasında cezaevlerine giden “sıradan yolun” geçtiği devlet bulvarı yer alıyor:

“Gözaltına alındığınızda devlet sizi nezarethaneye atıyor. Haliyle kötü muamele devreye giriyor. Şanslı olanlar (!) 72 saat beton üzerinde iki battaniye ile yatıyorlar. Yetmiş kişi tek bir alaturka tuvaleti kullanmak zorunda kalıyor. Öyle her ihtiyacın olduğunda değil, sıranız geldiğinde ancak gidebiliyorsunuz!”

Bu parkur kimseye çok uzak değil, herkese çıkabilecek berbat bir piyango olarak bekliyor.

Tunç Soyer ilk andan itibaren ne yapacağını biliyor. Çok iz bırakan bir askeri hâkimin (Alb. Nurettin Soyer) hukukçu oğlu olarak yolu böylesi yerlerden geçmemesine karşın “kıdemli hapishaneci” gibi davranmanın bütün inceliklerini sergiliyor. Rehberi var. Nâzım Hikmet!

“Mesele esir düşmekte değil/ Teslim olmamakta bütün mesele!”

Yakın tarihimizde benzerini Ataol Behramoğlu’unda gördüğümüz bir çalışkanlıkla, hapishane hücresini kapsamlı bir akademiye çeviriyor.  Kendisini sıkıştırdıkları dar alanı filozoflarla doldurup........

© Birgün