Gazetecilik bu toplumun vicdanıdır!

Gazetecilik günümüzde itibar bakımından “en üst ve en alt” hallerini yaşıyor. Mesleğimizin normal çizgisi güç sahiplerine karşı durmak olarak doğdu ve gelişti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) itibarı çok yüksek başkanı olan Nail Güreli, eski dönemlerde tiraj almak isteyen gazetelerin hükümeti eleştiren bir çizgiye yöneldiğini anlatırdı akşamüzeri sohbetlerimizde…

Gazeteciliğin itibarı böyle yükseldi. Bu yüzden de yargı, yasama ve yürütmeden sonra “dördüncü kuvvet” olarak kabul edildi.

Dördüncü kuvvetin etki gücü, hükümetlerin de itibarlarını muhafaza altına alırdı. Yolsuzluk, rüşvet, haksız kazanç ve benzeri konularda “özenli” davranma geleneği oluşmuştu. Eğer gazeteciler böyle bir şeyi yakalarsa anında yazarlardı!

Gazeteciliğin itibarlı günlerinde vaziyet böyleydi.

Elbette hükümetle “alt takke ver külah” olanlar da vardı. Ama bir başka gazete bu durumu yakalar ve yazardı. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) öncesi dönemden bir örnek vermek gerekirse Hürriyet ve Milliyet genel yayın yönetmenleri Ertuğrul Özkök ile Mehmet Yılmaz birlikte Yunan adalarında yaptıkları yaz tatilini hatırlayabiliriz. 2002 Ağustos ayıydı. Her iki “üst düzey” gazeteci yiyip........

© Birgün