Çağlayan adaleti!
Hafta başında Çağlayan’da dört duruşma izledim. Pazartesi 13. Ağır Ceza’da Şükrü Genç ve İsmail Erdem, Salı 28. Ağır Ceza’da Nuriye Gülmen, daha sonra 25. Ağır Ceza’da gazeteci Elif Akyol ve Mehmet Saltoğlu, 26. Ağır Ceza’da ise Grup Yorum emekçisi Bahar Kızılaltun’un davaları vardı. Hepsini yazacağım ortak yönlerini de…
Sarıyer Belediyesinin önceki üç dönem başkanı olan Şükrü Genç, başkan yardımcısı İsmail Erdem ve çalışma arkadaşları 19 Ocak 2026’ta 13. Ağır Ceza’da yargılandılar. Suçları (!) Kazova Tekstil’de işçilerin üretip sattıkları kazaklardan bin adet alıp ihtiyacı olanlara dağıtmak! İddia makamı bu şekilde “terör örgütüne finansman sağlamak” ile suçluyordu Şükrü Genç ve arkadaşlarını… İki üç adet de bu suça karışmış ama şimdi elini kolunu sallayarak dolaşan “tanık” vardı.
Bir yıla yakın zamandır tutuklu olanlar 11. Duruşma sonunda alt sınırdan cezalar verilerek tahliye edildiler.
Şükrü Genç hariç!
Ona “özel muamele” yapılarak üst sınırdan 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi ve yeniden Silivri’ye gönderildi. Meslek hayatım boyunca sıkıyönetim mahkemelerinde, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde, ağır cezalarda, asliye cezalarda, sayısız dava ve duruşma izledim. Ama Çağlayan’daki duruşmaları öncekilerle kıyaslamak mümkün değil.
Sarıyer davasında avukat Hüseyin Cengiz savunmasına başlarken “Kazova Tekstil kooperatif kanunlarına göre kurulmuş bir ticari yapıdır ve halen de hakkında hiçbir savcılık soruşturması yoktur” dedikten sonra davanın belini kırdı:
-Eee o zaman yasa dışı örgüte yapılmış yardım nasıl olacak?
Aslında iddia makamının da bilgisinde olması gereken küçük detaylar da verdi:
-İtirafçı Ceyhun Bay, çocukluğundan itibaren suç işlemeye başlamış bir sosyopattır. Bu suç makinesine itibar ediyorsunuz da Sarıyer’i 15 yıl yönetmiş ve hakkında Sayıştay ve Danıştay soruşturması açılmamış Şükrü Genç’in beyanlarını neden dikkate almıyorsunuz?
Avukat Güliz Baykal “bu dava insanlığa yabancılaşma........© Birgün
