Futbol, politik ve ranta dayalı yağma oyunudur |
Futbolun popülerliği onun geniş halk kitlelerine hitap etmesine neden olur. Bu nedenle siyasetin olmadığı bir futbol ve futbolun olmadığı bir siyasi yapı düşünülemez. Aslında ikisi de birbirine mahkûmdur. Futbolun otorite, istisna, kaynak, ayrıcalık ve imtiyaz talepleri için siyasal desteğe ihtiyacı vardır. Futbol, iktidarın ve kapitalist üretim ilişkilerinin yeniden imalatını sağlamak için kullanılmaktadır.
Kapitalist üretim ilişkilerinin gelişmeye başlaması sonucu insanlığın yaşadığı her alan bu üretim ilişkilerinin metalaştırılmasıyla, diğer ülkelerde ve ülkemizde futbolun bu amaçla kullanılan olgu olduğu bir gerçektir. Futbol popülerliği sayesinde milyarlarca insana hitap etmesi, 1980’lerden sonra daralan kapitalist dünya ekonomisi için krizi aşma araçlarından biri haline gelmiştir. Endüstrileşme süreci bu amaca yöneliktir.
Futbolun endüstrileşme içerisinde profesyonelleşme süreci, futbolu bir oyun olma özelliğinden çıkartıp, ekonomik düzeyde işleyen bir alana dönüştürmüştür. İşte bu noktadan sonra, bu üretim ilişkilerinde siyaset müdahaleleri belirleyici olmuştur. Bizdeki kulüp başkanlarından TFF başkanlığına kadar atanmalar tesadüf değildir. Ve 4 büyüklerin öz kaynaklarını ticarete açması yine siyasetin talebi ve stratejileri sonucunda gerçekleşmiştir.
Kulüplerin finansal bilançolarındaki eksilere rağmen yapılan büyük transferleri sadece futbol üzerinden değerlendirmek doğru olmaz. Profesyonelleşmeyle beraber, öncelikle takım sahiplikleri veya başkanlar el değiştirdi. Futbolcuların transfer olanakları ve maaşları da artış göstererek, futbol, endüstriye tamamen bütünleştirildi ve böylelikle önemli bir ekonomik ‘rant’ yaratılmış oldu.
Osimhend 150 M€, Ederson 59 M€, Uğurcan 44M€, Kerem 53 M€, Duran 20 M€, Singo 35 M€, Abraham 41,5 M€ ve Orkun 55 M€. Toplam bedel 478 milyon avrodur. Yani, 23 milyar TL harcamanın borç batağındaki kulüplerden........