Futbol, insanı kendi benliğinden göç ettirir
Göç yer değiştirme eylemidir. Farklı coğrafyalarda birbirinden değişik sonuçlara yol açabilen, toplumsal yaşamı ilgilendiren ve sosyal yapının tüm unsurlarıyla etkileşimli olarak kendi çerçevesini de oluşturan sonuçlar doğurmaktadır.
Toplumların tarihsel süreçlerine bakıldığında göç, toplumsal ve ekonomik değişim ve toplumsal dönüşümlerin sonucudur.
Sanayi Devrimi sonrası artan kitlesel yoksulluk karşısında refah devletinin yükselişiyle birlikte, günümüzde uygulanan neoliberal politikaların ulus kavramının yok edilmesiyle, sermayeye bağlı yönetim mekanizmalarının oluşturduğu antidemokratik kurgu, artık yoksulluğu yine en ağır şekilde uygulanmaya koymuştur.
Kapitalist ekonominin sebep olduğu eşitsizlikler toplumu yoksullukta eşitlemiştir.
Kapitalizm cinsiyet ayrımcılığını ve şiddeti kendi yararına kullanmakta, ırkçı ve dinci olmayan insanları insan sınıfının dışına çıkararak buradan çıkar maksimizasyonu gerçekleştirmektedir.
İlk göç yolculuğu; toplumda yalnızlaştırılmış insanların, rasyonel bir bireymiş gibi davranması ve kendi insanlığını duyumsamak için toplumsal bir varlıkmış gibi davranma çelişkisinde kalmasıdır.
Bu göç, insanları giderek kamusal yaşamdan çekilip bireysel alanlara kapatıyor. Bu tablo, toplumun genelinde yaygın bir yalnızlık hissi bırakırken siyasal davranışların da giderek daha öngörülemez duruma gelmesine yol açıyor.
Benlik artık mülteci olmuştur.........
