Fırsat ticaretinden servet transferine
Sevgili Özge Güneş’in yazısındaki tespitleriyle başlamak gerektiğini düşünüyorum ki meramımı anlatayım: “Ocak 2026’da yayımlanan Oxfam raporu Zenginlerin Hakimiyetine Direnmek (Resisting the Rule of the Rich), eşitsizliği bir rejim sorunu olarak ele alırken Raporun sunduğu kimi verilere bakalım: 2025’te milyarder servet artışı, önceki beş yılın ortalama yıllık artışına göre üç kat hızlanıyor; dünyanın en zengin 12 milyarderi insanlığın en yoksul yarısından (yaklaşık 4 milyar insan) daha fazla servete sahip…”
Futbolu sadece saha içinde kalarak analiz etmek gibi bir kaygı bu ülkenin gerçekleriyle bağdaşmıyor. Bazen konuştuğum kişilerin biraz da genel politikalar üzerinden ‘aman!’ diyerek kendilerince oluşturdukları savunma mekanizmaları çerçevesinde, sahada kalmanın can kurtarma özelliği olduğunu düşünerek gerçeklerden kaçmak gerekliliği hissine kapılıyorlar.
Oysa ki böyle bir dünya yok…
Ayrıca sahanın kenarındaki hocalarında tabelaya göre oynamalarından dolayı istikrarı ve sürdürebilir bir başarı stratejisi üstünden hareket edecek ne donanımları ne de zamanları var.
Her maç ayrı ve kendine yabancı bir maç oluyor.
Bunu pek dert etmeyen taraftar kitlesi ise, çoğu asgari ücretli-havaalanına giderek inecek uçaktaki yeni transferi karşılamaya ve onu onurlandırmaya çalışmaktadır.
Çünkü o taraftarlıktan edindiği sosyal kimlik, onu sosyal bir gruba üye yaptığı gibi, onlarla ilgili benlik kavramı ile o gruba özgü davranışların, üyeliğe atfedilen bilgi, değer ve duygusal önem ile........
