BJK’nin ruhu 26 yıldır enkaz altında |
Kötülüğüm örgütlenmesi; sadece fanatik öfkelerden değil, aksine bilerek, isteyerek, düşünerek, yalnızca kendi küçük çıkarlarını korumaya çalışan insanlarda hücre evi haline alır.
Bugün karşılaştığımız kötülüklerin tamamı tam olarak böyledir. Yüksek yoğunluklu bir kabulleniş gencecik pırıl pırıl çocukların öldürülmesine kadar bu hiyerarşik kurgudan ibarettir. Düşüncenin kamusal sorumluluktan çekilmesi onu normalleştirdi.
Toplumsal sorumluluğun bireysel bilinçle başlamasının dayanağı; etik kodları kabullenmek ve o derinliği öznelleştirerek tepkiyi örgütleyerek, kurumsallaştırmaktır.
Toplumsal yapılar içindeki tepkilerin yansıması spor kulüpleri dâhil hücresel olarak birbirine bağlı reaksiyon içinde olur. Bir kulübün kurumsal anlamda korunması ve değişimlere ayak uyduracak şekilde yenilenmesi-dönüşümü, ancak düşünen ve sorumluluk alan üyelerle mümkün olur.
Ama, son 24 senede toplumu etkisi altına alan çıkara dayalı tüketim mekanizması, sürecin içinde olma baskısı başta BJK olmak üzere tüm kulüpleri de kilitledi. Siyasi kurgunun kulüpleri kendine bağımlı hale getirmesi, karar mekanizmasının özgürlüğünü elinden aldığı gibi; kulübü yalnızlaştırdı. Bunun yansıması olarak, politik beklentilere cevap vermek için seçilen yönetimlerin gerçek sorumluluk alanlarını kaybederek kulübe taşınması zor bir yük haline geldiler.
Sorunun temeline indiğimizde ise tablo daha da netleşir: Kulübe karşı kayıtsızlığı normatif hale getiren bir eşgüdüm anlayışının egemenliği mutlu bir azınlığın kontrolüne geçmesidir.
Sürekli kar-fayda içeriği belli olmayan bir ticari kurgunun içinde kalarak borçlanma sebebiyle kriz çıkartma dürtüsü, ahlaki olarak........