We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Taliban ve laik sempatizanları-2

22 6 30
23.09.2021

Taliban’ın laik sempatizanları öyle benzeştirmelerle Taliban’ı anti-emperyalist ilan ettiler ki, “teşbihte hata olmaz” sözüne bile “kimi istisnalar hariç” eki şart oldu. “Mustafa Kemal Türkiye için ne ise Taliban da Afganistan için odur” dediler, en yakınlarından da gelen tepkiler karşısında “Afganistan’ın Mustafa Kemal’i vardı da biz mi görmedik” hattına çekildiler, “ortada bir ABD, bir de ona kurşun sıkan Taliban var, seç beğen al” şeklindeki realist (gerçekte reel-politik) değerlendirmeleri Marksist jargonla piyasaya sürdüler… Neyse ki üst perdeden dile getirilen bu hırçın tezlerin alıcısı pek olmadı, üstelik kayda değer eleştirel değerlendirmeler de yapıldı.

Burada kimi tekrarları göze alarak hem emperyalizm olgusunun 21. Yüzyıl’daki tezahürü hem de bağımsızlık ve halk egemenliği ilişkisi hakkında bir iki kelam etmekte yarar olabilir.


Siyasal İslam’ın gerek “sivil toplumcu” gerekse “millici” laik sempatizanları Emperyalizmin 21. Yüzyıl’daki karakterini ne yazık ki kavrayamıyorlar. ABD emperyalizmi özelinde geliştirilen “kartalın iki kanadı kuramına” (KİK) atıfla belirtmek gerekirse her iki laik sempatizan taraf “Kartal”ın (emperyalizmin) sadece bir kanadını görüyor ve karşıtını da tereddütsüz bir şekilde diğer kanadın hizmetinde olmakla damgalayabiliyor.

Siyasal İslam’da sivil toplum cevheri bulanlar, Kartal’ın küresel yönetişim kurumları inşa etmekle ilgilenen Wilsoncu kanadını gördüler ve buraya bütün kötülüklerin kaynağı olarak ilan ettikleri milli devletleri çözecek bir güç de atfettiler. Bu kavrayış içinde dinci örgütler, despotik-tekçi milli kimliğe direnen kimliklerden biri olarak tanımlandı ve çok-kimlikli kozmopolitan bileşkenin üyesi kılındı.

Oysa modern millet –ya........

© Birgün


Get it on Google Play