Siyasette kurt kapanı!

Muhalefet çevreleri bir süredir MHP ve ülkücü harekete karşı nasıl bir tavır takınılacağı konusunda belli bir tereddüt yaşıyor. Bu durum sadece sosyal demokratlarla ve Kürt siyasal hareketiyle de sınırlı değil, kimi sosyalist çevreleri de içine alan ikircikli bir tutum söz konusu. Bu durumun anlaşılabilir nedenleri var. Bunları aşağıda belli bir akış içinde ele alacağım. Ama önden kısaca belirteyim; bu tutumun başlıca nedeni, yeni "çözüm süreci" ve erken seçim kararı alınabilmesi için MHP’den destek beklentisidir.

Ancak, başta CHP olmak üzere cumhuriyetçi muhalefet ve sol çevreler, artık hızla bu tutumu değiştirmelidir. Çünkü bu tutum sola ve muhalefete zarar verdiği gibi, MHP’nin sinsi bir oyunu ile adım adım ülkeyi ve toplumu bir tuzağa çekme girişimini kolaylaştırıyor.

Son derece tehlikeli, cumhuriyet ve demokrasi düşmanı bir hesapla karşı karşıyayız. MHP’nin stratejik hedefi, ülkenin İslamcı-faşist bir diktatörlüğe sürüklenmesini AKP ile birlikte gerçekleştirmektir. Eğer başarılı olunursa kurulacak yeni düzende etkin ve mümkün olursa belirleyici bir konum elde etmektir. Bu amaçla başta güvenlik bürokrasisi içinde örgütlenmeyi önceliyor. Dahası militan örgütsel yapısına güveniyor. Ülkücü mafya ile barışmasının nedenini de bu stratejik hesapta aramak gerekiyor. Bu yapılanma, sola karşı belli bir tahkimat amacı taşısa da AKP ile olası bir ihtilaf durumuna da hazırlık amacını taşıdığını da düşünebiliriz. MHP, sokağı kontrol etmek istiyor. Yeniden bir operasyon örgütü olarak konumlanıyor.

MHP’nin uzun vadeli hesapları ya da hedeflerine ilişkin yukarıda ifade edilen öngörülerin belli bir tarih bilgisine ve analize dayansa da, şimdilik birer varsayım ve siyasal gözlem olduğunu kabul etmek gerekiyor. Ancak, kısa ve orta vadeli hedefi açıktır; Erdoğan-AKP iktidarının siyasal ömrünü uzatmak... Bu amacını zaten Devlet Bahçeli açıkça söylüyor. Dolayısıyla MHP yönetimi bütün taktik adımlarını bu stratejiye uygun ve onu destekleyecek şekilde atıyor. MHP’nin her imasını hayra yormaya gerek yok.

SIKIŞMA VE ÜÇ HAMLE

Öncelikle "İmralı Süreci" adı verilen Kürt sorununun yeni çözüm girişiminin bu kapsamda bir siyaset olduğunu saptamalıyız. Dahası bu stratejinin en önemli ve sonucu tayin edecek taktik adımı da bu girişimdir.

Amaç; kısa-orta vadede Kürt hareketini etkisizleştirerek iktidara yedeklemek, eğer bu mümkün olmuyorsa pasifize ederek demokratik muhalefet blokundan koparmak ve tarafsızlaştırmaktır. Mümkünse, 12 Eylül 2010 "Yetmez Ama Evet" modelini tekrarlamaktır. İktidarın hesabı budur.

Nedeni açıktır; İktidarın tarihsel ve siyasal ömrü tükenmiş, hikâyesi bitmiştir. Toplumsal desteğini ve rıza üretme yeteneğini yitirmiştir. Dahası, ülkenin ve kapitalizmin önünü tıkayan bir güce dönüşmüş, devlet yapılanmasını çökerterek onun sadece toplum için değil, sermaye için de verimli bir araç/güç olmaktan çıkmasına yol açmıştır. Ülke ve toplum tarihsel ve siyasal bir sıkışma yaşamaktadır. Ülkenin önü tıkanmıştır.

İktidar artık ülkeyi eskisi gibi........

© Birgün