İktidarın “ölüm” atlayışı!

Bir Ankara mahkemesinin Türkiye’nin en büyük ve iktidar adayı partisinin yönetimini, hukuk dışı bir karar vererek değiştirmek istemesi, iktidarın bir darbe rejimi kurduğunun açık kanıtıdır. CHP hakkında verilen “mutlak butlan” yani Özgür Özel’in genel başkanlığa seçildiği 38. Kurultay’ın “yok hükmünde” olduğu yönündeki karar, iktidar güdümündeki yetkisiz bir mahkemenin siyaset alanına dikey müdahalesidir.

DARBENİN ÜÇÜNCÜ ETABI

Bu, 19 Mart darbesinin üçüncü etabıdır. İlk dalga 19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu ve İBB yöneticilerinin “yolsuzluk” kumpası ile tutuklanmasıydı. İkinci etap ise Tele 1’e el koyarak benim ve arkadaşlarımın susturulmasına yönelik “siyasi casusluk” iftirası ile yapılan operasyondu.

Şimdi baskın bir erken seçim beklemek gerekir. Çünkü hesaplanarak ve belli bir plan dâhilinde yürütülen bir darbe girişimi ile karşı karşıyayız. Örneğin “butlan” kararının yaratacağı ekonomik sarsıntının bir yıkıma dönüşmemesi için, karardan önce aceleyle “varlık barışı” yasası çıkarılarak “kara para” yurt dışından çağrıldı. Erdoğan’ın karar çıkmadan (açıklanmadan) hemen önce ABD Başkanı D. Trump ile bir telefon görüşmesi yaptığı açıklandı. Trump, yine Erdoğan’ın çok iyi bir ortak olduğunu söyledi. Zamanlama çok ilginç değil mi? 19 Mart 2025’ten önce de bir görüşme yapıldığı ve konunun ele alındığını bir ABD’li senatör açıklamıştı.

Baskın bir erken seçim için, kontrollü bir muhalefet, denetim altına alınan ya da sınırlanan bir medya ortamı, ülkede yaratılan bir korku iklimi ve “bunlar gitmez” duygusunun yerleştirilmesi gerekiyordu.

Bunun da ötesine geçildi; muhalefet paralize hatta imha edilmek isteniyor. Çünkü “butlan” kararı ile CHP bir bakıma Erdoğan’a teslim edilerek parti bir iç kargaşa ve kavgaya sürüklenmek isteniyor. Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi yeniden yönetime getiriliyor. Ne yazık ki Kılıçdaroğlu bu onur kırıcı rolü, örtülü işbirliği ile kabullenmiş ve iktidarın açtığı yola girmiş görünüyor. Dolayısıyla kontrollü bir seçimin de ortamı oluşturulmuş oluyor. Bu bir seçimsiz rejim hazırlığıdır. Ancak bu hesap çarşıya uymayacak.

DİKTA REJİMİNE SÜRÜKLENİŞ

Bu karar ile AKP iktidarının ülkeyi İslamcı-faşist bir dikta rejimine sürüklemek istediği tartışmasız şekilde ortaya çıkmıştır. Artık bu yönelim analiz yoluyla ulaşılan bir tespit değil, bir olgudur. Ancak, iktidarın bu hedefe ulaşması için siyasal ömrünü uzatması lazım. Oysa Erdoğan-AKP iktidarının siyasal ve tarihsel ömrü tükenmiş durumda. Esaslı bir meşruiyet sorunu, hatta krizi yaşıyor.

Toplumdan yenilenmiş bir ideolojik ve siyasal rıza üretme kapasitesini de kaybetmiş görünüyor.

Din istismarı ve milliyetçi kışkırtmalar da artık işe yaramıyor. İktidarın elinde sadece devletin şiddet aygıtları bulunuyor. O da siyasal ömrünü uzatmak ve ülkeyi dinci-totaliter bir rejime........

© Birgün