menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Butlan ile mücadele demokrasi kavgasıdır

66 0
yesterday

Bir önceki yazımla birlikte değerlendirilmesini önererek başlıyorum.

Dış politika konuları bir iktidarla uzlaşmanın en elverişli alanıdır. Ülke çıkarları ya da "milli amaçlar/hedefler" gibi gerekçeler, iktidara yanaşmaya çalışan siyasal çevre ya da kişilere hem iktidarla iş tutmalarını hem de "muhalif" gibi kalmalarını sağlar. Oportünizmin, yani siyaseten ikiyüzlülük ya da ilkesizlik için uygun zeminidir.

Ayrıca, Türkiye’deki egemen siyaset geleneğinin de adeta tartışmasız kuralı gibidir. İçeride ne kadar kavga ederseniz edin, iktidarı ve muhalefetiyle dış politikada birleşmek sanki mecburidir. İktidarlar için bir hegemonya alanıdır.

Geçen (9 Haziran) Salı günü, Kemal Kılıçdaroğlu ve "Butlancı" yönetimi, Meclis’te gerçekleştirilen direniş sonucu grup toplantısını CHP genel merkezinde yaptı. Kılıçdaroğlu bu toplantıda siyasetteki yeni yerini, iktidarla ilişkilerini deşifre eden çok şaşırtıcı bir konuşma yaptı. Şaşırtıcıydı çünkü kendisine ve ekibine yönelik bütün eleştirileri doğrulamakla kalmadı, onları aştı. İtiraf gibiydi.

Artık karşımızda yeni bir siyasal oyuncu var. Bırakın iktidarla temas halinde olmayı, onunla anlaşmış bir kadro söz konusu. Öznel niyetler ne olursa olsun, nesnel durum budur. Çeşitli gerekçelerle butlan yönetiminde yer alan sevdiğimiz arkadaşlar bu vahim tabloyu görmelidir.

Butlancı CHP yönetimi nesnel olarak Erdoğan-AKP iktidarının kurmaya çalıştığı yeni rejimin bir parçası olmayı, İslamcı-totaliter bir düzenin muhalefet partisi şeklinde davranmayı benimsemiş görünüyor. Kendisine çizilen alan içinde siyaset yapmayı kabullendiği anlaşılıyor.

Erdoğan-AKP iktidarı, kurmayı hedeflediği rejimin/düzenin önünde kalan tek büyük kurumsal engel olan CHP’ye yönelik operasyon ve saldırıda ilk hedeflerine ulaşmış durumda. İktidara yürüyen, 19 Mart 2025 darbesini yenilgiye uğratacağı görülen ve bu yolda ciddi bir mesafe alan CHP’yi paralize etmeyi başardı. Onu iç mücadeleye gömülmüş, kavgalı bir parti haline getirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu (K.K.) ve ekibi artık iktidar darbesinin parçasıdır. Yetkisiz bir mahkemeden, iktidar yargısından alınan "butlan" kararı ile parti merkezine yapılan gaz bombalı, plastik mermili polis baskını 19 Mart darbesinin zirvesidir. Niyetlerden bağımsız objektif tablo budur.

İKTİDARA TESLİMİYET!

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikna edildiği, iktidarın politik yönelimlerini "devlet aklı" sandığı, esas olarak devlet yapılanması konusunda teorik ve pratik bir formasyondan yoksun bulunduğu görülüyor. Kendisi siyasal bir mücadele geleneğinden/deneyiminden gelmiyor. Gençliğinde bile böyle bir mücadele içinde de yer almamış, demokratik kitle........

© Birgün