Genel yayın yönetmeni muhabirler!
Artık moda oldu; bakanlar, parti yöneticileri, basın toplantıları ve gezilere, yazarları, Ankara temsilcilerini, hatta bazen onunla da yetinmeyerek genel yayın yönetmenlerini davet ediyorlar.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde düzenlediği basın toplantısına medyanın üst düzey yöneticilerini çağırmıştı. Göktaş’ın, “basın kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldiği” belirtilen haberler Milliyet, Nefes, Karar ve Yeni Akit gibi gazetelerde imzasız kullanılmıştı. Hürriyet’te deneyimli muhabir Fatma Aksu’nun imzası yer alıyordu haberde.
Aynı haber, Türkiye gazetesinde Genel Yayın Koordinatörü Yücel Koç’un, Yeni Şafak’ta Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu’nun ve Sabah’ta ise Haber Koordinatörü Kenan Kıran’ın imzasını taşıyordu. Koç, Likoğlu ve Kıran, Bakan Göktaş ile çektirdikleri ikili fotoğrafı da habere iliştirivermişlerdi.
Basın toplantılarına üst düzey yönetici çağıran bütün bakanlar gibi Göktaş’ın da böyle bir temsil düzeyi sağlayarak toplantısını daha önemli gösterme çabası içine girmesi kendisi açısından haklı olabilir. Ancak gazetecilik açısından reddedilmesi gereken bir yöntem bu.
Muhabirlerin yapması gereken ve de uzman muhabirlerin daha yetkin yapabileceği haber faaliyetlerini, yöneticilerin üstlenmesi, muhabirliği işlevsizleştiriyor; uzman muhabirliğe darbe vuruyor; muhabirlerin haber kaynağı ile ilişkisine zarar veriyor; onların konumlarını zayıflatıyor.
Ayrıca bu yöneticilerin editöryal görevi de olduğu için haberlerin oluşumu ve yayımlanmasıyla ilgili editöryal zincir bozuluyor, editöryal süreç farklı müdahale ve etkilenmelere açık hale geliyor.
Göktaş’ın basın toplantısında o alanla ilgili muhabirlerin yapamayacağı bir haber mi vardı? Haber değeri çok yüksek bir konuyu mu içeriyordu Göktaş’ın anlattıkları? Yayımlananlara bakılırsa hiç de öyle özel bir önemi yok Göktaş’ın basın toplantısının. Genel yayın yönetmenleri, koordinatörleri imza koydular diye önemi de artmadı. Olan, yine muhabirliğe oldu…
***
CHP’den istifa eden Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, AKP’ye geçmesini “Bana iftira attılar” diye savunmuş. CNN Türk, TV 100 gibi televizyon kanallarında da “Tutuklu belediye başkanları için 'aklanmalılar' çağrısı yapmıştı: CHP’li Çakır’ın eski adli arşiv kayıtları ortaya çıktı” haberinde Çakır’a “oto hırsızı” iftirası atıldığı söylendi.
Anlaşılan ne Çakır, ne de o TV’lerde konuşanlar halktv.com.tr’nin haberini dikkatle okumamış. Çünkü haberde “oto hırsızlığı” diye bir ifade yok; “otodan hırsızlık” deniliyor! Dahası haberde Çakır’ın “otodan hırsızlık” sabıkası olduğu belirtilmiyor; Çakır’ın karıştığı olaylar arasında bu da sayılıyor.
Halktv.com.tr’nin söz konusu haberi, Çakır’ın milletvekili adayı olduğu sırada Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği belgeye dayanıyor. Bu belgeye göre de Çakır’ın “Adli SİCİL kaydı” yok; “Adli sicil ARŞİV kaydı” var. Dokuz maddelik “arşiv kaydı”nda Çakır’ın geçmişte iki kez 10’ar ay hapis, bir kere 3 ay 22 gün hapis, iki kez de “kamuya yararlı bir işte çalışma” cezası aldığı bilgisi yer alıyor. İnfaz tamamlandığı için bunlar........
