Yeni nesil kapitülasyonlar |
Türkiye’nin son yıllarda enerji ve doğal kaynaklar alanında ardı ardına imzaladığı hükümetler arası anlaşmalar (HAA), ülkenin enerji geleceğini ve egemenlik haklarını ciddi bir tartışma odağı haline getirmiştir.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve son olarak Suudi Arabistan ile yapılan mutabakatlar, bu sürecin "stratejik ortaklık"ların kurulması olmayıp "yeni nesil kapitülasyon düzenlemeleri" olduğunu ortaya koymaktadır.
Geçtiğimiz günlerde TBMM’nin Dışişleri Komisyonu’na onay için sunulan 3 Şubat 2026 tarihinde Riyad’da Suudi Arabistan ile imzalanan Yenilenebilir Enerji Santralı Projelerine İlişkin Anlaşma, daha önce BAE ve ABD örneklerinde şahit olduğumuz sistematik kontrol kaybının en güncel halkasını oluşturmaktadır.
Bu anlaşmalar açıkça Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını ihlal edici niteliktedir. Suudi Arabistan ile yapılan anlaşmada, uyuşmazlıkların çözümünde yerli yargı yerine uluslararası tahkim mekanizmalarının (ICSID) yetkilendirilmesi ve uyuşmazlık çözüm yerinin "tarafsız bir bölge" olarak belirlenmesi, ulusal yargı yetkisinin açık bir devridir.
Son dönemlerde örneklerini gördüğümüz bu anlaşmalar, temel olarak, "ihalesiz imtiyaz verme işlemi”dir. Hatırlanacağı üzere Temmuz 2023’te imzalanan ve komisyonda beklediği için henüz Meclis onayı olmayan BAE Anlaşması ile toplam kurulu gücün #’üne denk gelen 24 bin 500 MW’lık devasa bir kapasite tek bir işlemle BAE’ye tahsis edilmişti. Aynı şekilde Eylül 2025’te imzalanan anlaşma ile BOTAŞ üzerinden ABD’li Mercuria şirketiyle 20 yıllık sürede toplam 70 milyar metreküp doğalgaz (LNG) tedariki için uzun vadeli taahhütler verilmekle kalınmamış, aynı ziyarette imzalanan Stratejik Sivil Nükleer İş Birliği Mutabakat Zaptı`yla da iki ülke arasında sivil nükleer enerji alanında iş birliği yapılacağı ifade edilmişti.
Geçtiğimiz günlerde Meclis komisyonuna sunulan anlaşma ise bu halkanın şimdilik son örneği olarak, toplam 5 bin MW kurulu güce ulaşacak güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri Suudi şirketlerine bırakmaktadır. Sivas ve Karaman’da kurulacak 2 bin MW’lık güneş santralleri bunun ilk aşamadaki en somut örneği olacaktır.
Her şeyden önce bu tablo ülkemizin enerji politikasının dışa bağımlılığı azaltmak yerine, küresel enerji tekelleri arasında bir........