menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel siyaset dönüşürken - II: NATO 3.0 nereden çıktı?

16 0
latest

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya odaklanıyor ama NATO, ABD’nin küresel stratejisinin yalnızca bir parçası. Bu ikinci yazıda, ABD’nin Avrupa politikasının, küresel stratejisinden ve Hint-Pasifik ve Çin politikasından ayrı ele alınamayacağını tartışacağım.

Günümüzde en çok tartışılan konulardan biri, merkezinde ABD’nin olduğu 1945 sonrası uluslararası düzenin sarsılmaya başlaması. Daha doğrusu ABD’nin kendisinin kurduğu ve küresel ölçekte sınıfsal rıza üzerine kurulu bu düzeni açıktan yıkacağını ilan etmesi.

ABD bu düzeni değiştirmek istiyor çünkü bu düzen son 15 yıldır Çin’in lehine işliyordu. ABD tarihinde ilk kez kendisini yeryüzünün ve uzayın, siber ve dijital alanın her yerinde gösteren, daha büyük nüfusa sahip, hem sanayi üretiminde hem de yüksek teknolojide rakip olup kendisini geçme kapasitesine sahip bir meydan okuyucuyla karşılaştı.

ABD’nin elinde bununla nasıl baş edileceğine dair kapsamlı bir strateji yoktu ve geliştiremedi de. Bunun yerine farklı araçların hepsini birden denemeye çalıştı. Yüksek gümrük tarifeleri, korumacılık, yatırımları ABD’ye geri çekme, dijital alanda yaptırım, karadan çevreleme, olmayınca denizden çevreleme, yeni ittifaklar kurma, savunma harcamalarını artırma, müttefiklerini militarizasyona zorlama vs.

Dolayısıyla, aşağıda değineceğim gibi sorun ABD-Avrupa ilişkileri değil, ABD’nin 1945 sonrasında ilk kez ciddi olarak hegemonik konumunun sarsılması. ABD sisteminin buna cevap üretmekte zorlanması ve müttefikleriyle ilişkilerini yeniden küresel stratejisine uygun bir şekilde düzenlemeye çalışması.

Küresel sistemde tek kutupluluğun artık geçerli olmadığı ve ABD’ye hem de Atlantik dışındaki bir bölgede rakip çıkmışken, ABD’nin kaynaklarını Avrupa’ya aynı şekilde ayırmasını ve bu düzeni sürdürmesi mümkün değildi. ABD’li uzmanlar buna “yeniden fiyatlandırma” da diyorlar. Artık yeni koşullarda küresel ölçekte rakibinin olduğu bir ortamda, dikkatini Pasifik’e yöneltmek zorunda olduğu koşullarda ABD bu maliyetini Avrupa’ya ödetmeyi kafasına koymuştu.

YENİ STRATEJİNİN DAYATILMASI SÜRECİ

Bu noktada 2017’den beri ABD’nin Uzak Doğu politikasında ağırlığını hissettiren bir isimle karşılaşıyoruz.

Elbridge Colby, Pentagon’da strateji geliştirmeden sorumlu bir yetkili olarak bir süredir ABD’nin ulusal güvenlik doktrinini etkilemede/belirlemede önemli rol oynuyor. Colby, 2017’deki Ulusal Güvenlik Strateji belgesinin yazarlarından biri olmanın ve ilk kez Çin’i resmi bir belgede stratejik rakip olarak tanımlamanın yanında, 2025 Aralık’taki ikinci Trump yönetiminin yayınladığı strateji belgesinin çerçevesini oluşturmada da ağırlığını koydu. Colby’nin 2021’de Önleyici Stratejisi (Strategy of Denial) başlıklı bir kitap çıkardığını ve küresel siyasete dair fikirlerini burada toparladığını ekleyeyim.

ABD’nin Çin’i çevreleme politikasıyla, NATO 3.0 dönüşümünü savunan ismin aynı kişi, yani Colby olması rastlantı değildi.

Kısaca belirtmek gerekirse NATO 1.0 yani Soğuk Savaş döneminde tehdit algısı Sovyetler (Varşova Paktı) olduğu için ABD, Avrupalı müttefikleriyle birlikte Atlantik bölgesinin savunmasını üstlenmekte bir sorun görmemişti. Aslında, NATO 1.0 Soğuk Savaş koşullarında ABD’nin küresel hegemonyasının, diğer bir deyişle, kolektif emperyalizmin ana dayanaklarından biri olmuştu.

NATO 2.0, yani Soğuk Savaş sonrasında ABD açısından, Avrupa’nın savunmasını üstlenmenin yükü de katlanılır görünüyordu. Bu yeni dönemde NATO yeni işlevler........

© Birgün