menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mesele sadece SDG ve Şam’dan ibaret değil

67 7
saturday

Emperyalist müdahaleciliğin alt üst ettiği Ortadoğu’nun puslu ikliminde HTŞ’nin Halep’teki Kürt mahallelerine saldırısı, Şam ile SDG arasındaki müzakerelerin tıkandığı bir dönemde geldi.

Ahmed eş-Şara ile Mazlum Abdi arasında ABD gözetiminde 10 Mart’ta imzalanan “mutabakat”ın uygulamasında sıkıntılar vardı.

Tüm tarafların -SDG, Şam, Ankara, Washington- bir diğerini “uymamakla suçladığı” mutabakata biçilen süre 31 Aralık itibarıyla sona erdi.

Ortada bir çerçeve anlaşma olsa da taraflar mutabakatı kendi pozisyonuna göre yorumladığından pürüzler aşılamıyordu.

8 maddelik mutabakatın en önemli maddesi SDG-Kürtlerin “yeni Suriye” rejimine entegrasyonuna ilişkindi. Petrol paylaşımı, sınır kapılarının kontrolü, anayasal hakların tanınması gibi zorlu meseleler bir çerçeveye alınsa da ucu açık konular.

SDG’nin yani Kürtlerin mutabakattan anladığı kendi varlıkları ve statüleriyle ile merkezi yapıya entegre olmak. Şam’daki HTŞ rejimi ise SDG’nin statüsüz entegrasyonu peşinde.

Halep’e yönelik saldırıdan iki gün önce, 4 Ocak Pazar günü, SDG lideri Mazlum Abdi, Şam’da Colani yönetimi ile bir araya gelse de “mutabakat”taki düğüm yine çözülemedi. Çünkü mesele sadece Kürtlerle-Şam’dan ibaret değil.

8 Aralık 2024’te Colani liderliğindeki cihatçıların ülkeyi ele geçirmesinin ardından Suriye siyasal, toplumsal ve idari olarak yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor.

Haliyle ortada sancılı bir süreç var. Yeni Suriye’nin yapılandırılmasında Kürtler kritik kavşakta olsa da süreçte ABD’den İsrail’e, Türkiye’den Körfez ülkelerine kadar pek çok aktörün dahli söz konusu.

Şam’daki SDG-HTŞ görüşmesinden bir sonuç çıkmaması hemen ardından gelen Paris’teki Şam-İsrail anlaşması HTŞ’nin saldırı planını devreye sokmasının önünü açtı.........

© Birgün