Avrupa'da sol-sosyalist güçlerin halleri: Umutsuzluk yok
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Bir çağ dönüşümünün arifesindeyiz. Ekonomik, siyasi, askeri, toplumsal büyük bir alt üst oluş yaşanıyor. Ekonomi-politik bize tüm bunların sebepsiz olmadığını söylüyor. Sermaye, güç, hegemonya el değiştiriyor, yeni birikim araçları ortaya çıkıyor, kapital farklı merkezlerde toplanıyor. “Eski” ölürken “yeni”nin doğum sancıları her yerde hissediliyor.
Bu sancının en yoğun yaşandığı merkezlerden birisi de Kıta Avrupası. Son Almanya eyalet seçimleri de gösterdi ki göçmen karşıtlığından, yabancı düşmanlığından, savaş politikalarından ve kapitalizmin krizinden beslenen neo faşist yapılar kıta genelinde rüzgârı arkasına almış durumda.
Aşırı sağın yükselişi iki dünya savaşının yaşandığı ara dönemdeki benzer senaryoları akıllara getiriyor. Artan otoriterlik, sosyal devletin budanması, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması sürgit gidiyor. Sağıyla soluyla “merkez” partilerin sağcılaşması popülist aşırı sağ dalgayı beslerken yaşananlar bir fasit daireye dönüşüyor, bir kısırdöngü yaşanıyor. Bir nevi tarihin tekerrürü de denebilir.
Tablo birçok açıdan karamsar. Faşizmin kara bulutları İtalya’dan İngiltere’ye, Almanya’dan Norveç’e, Fransa’dan Portekiz’e dört bir yanı esir alırken yaşananlar 20. yüzyılın önemli dönemeçlerinden olan 1929-39 sürecini hatırlatıyor.
MADALYONUN DİĞER YÜZÜ
Bu madalyonun bir yüzü. Bir de diğer yüzü var. Önder İşleyen BirGün Pazar’da “uzun zamandır emekçi halkların sistem dışında başka bir geleceğe kapı aralayacak bir mücadele içinde olmalarını, bu arayışın bir ucunda son yıllarda yükselen faşist dalganın bir ucunda da sol direnme güçlerinin olduğunu” yazdı.
Evet, Avrupa’da sadece aşırı sağ yok. Seksen yıl önce, bir asır önce faşizme “dur” diyen geniş halk kitleleri, sol-sosyalist güçler tüm bu heyula içerisinde bir şeyler yapıyorlar. Neo faşizmin ayak sesleri kıta coğrafyasını inletirken solcular, sosyalistler, ilerici güçlerin bir kez daha faşizmin kara bulutlarını dağıtabilecek güçleri var.
Son dönemlerdeki Avrupalı sol güçlerin “zaferleri”, elde ettikleri kazanımlar, sandıklardaki yükselişleri dikkat çekici. Avusturya’dan Almanya’ya, İsveç’ten Belçika’ya, Portekiz’den Fransa’ya yaşananlar “umut hala yürürlükte” dedirtiyor.
BERLİN ‘KIZIL’A BOYANDI
Almanya'da 20 Eylül’deki Berlin Eyalet Parlamentosu seçimlerini Die Linke (Sol Parti) yüzde 25,7 oyla kazandı. Oylarını 13,4 puan artıran Die Linke’nin adayı Elif Eralp şayet “Alman egemenleri” engellemezlerse Eyalet Başbakanı olacak. Eralp’e ve sola başarıyı getiren dinamikler barınma krizinin damgasını vurduğu başkent Berlin’de kamuculuğu savunmaları, emlak tekellerine cephe açmaları oldu. Emlak şirketlerinin elindeki evleri kamulaştıracaklarını ilan eden Eralp’li Sol Parti, ilk günden sadece Alman egemen sınıflarının değil tüm Avrupa sermaye kesimlerinin rüyalarını kaçırdı. Olası bir kamulaştırma politikasının kira-konut kriziyle sarılan Avrupa’da örnek bir model teşkil etmesinden endişe ediliyor.
Alman egemenleri günlerdir........
