Çalışma hayatında "kısa mesai" makyajı: Esnekliğin görünmez kuşatması

Türkiye’de çalışma hayatı, 2026 yılına teknoloji sektöründen yansıyan "4 gün çalışma" ve "mesai saati indirimi" pilot uygulamalarının yarattığı iyimser havayla girdi. Ancak bu parıltılı vitrinin arkasında, işveren dünyasının on yıllardır TÜSİAD ve TİSK raporlarında ilmek ilmek işlediği, iş yasasını "kuralsızlaştırma" hedefi sessizce ilerliyor.

Burada aslında çalışma hayatının temel parametrelerini değiştirmeyi amaçlayan stratejik bir hedef söz konusu.

İşveren kanadı, çalışma saati tartışmalarının yarattığı bu "modernleşme" iklimini, kendi yapısal taleplerini yasalaştırmak için bir araç olarak kullanıyor. İşveren raporlarında "işgücü piyasasının katılığı" olarak kodlanan ve bugün pilot uygulamalarla normalleştirilmeye çalışılan o talepler, aslında işçinin son sığınaklarını hedef alıyor:

• Kıdem tazminatının "Fon" ile tasfiyesi: Raporlarda "sürdürülebilir finansman" adı altında sunulan, ancak asıl amacı işverenin üzerindeki tazminat yükünü kaldırmak olan kıdem tazminatının fona devri talebi. Bu, işçinin işten çıkarıldığında eline geçen en büyük güvencenin belirsizleşmesi demektir.

• Belirli........

© Birgün