We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Konya ‘olayı’: Zorunluluk ve rastlantı

49 12 358
04.08.2021

Karşı dağın arkasında olan bitenin bile, ağızdan ağza, kulaktan kulağa, nesilden nesle, babadan oğula, nineden toruna anlatılan zamanların hikâyesidir, bu sizlere anlatacağım.

Genel bir kırım emri verilmişti o sene. Hangi silahın neden ve nasıl ateşlendiğinin, namlunun ucundakinin yaşının, başının, kimliğinin hiç öneminin bulunmadığı zamanlardı (İnsanoğlu, kısacık tarihinde çokça çıldırmıştı çünkü). Ne kurşun sayılarak verilmişti ne de kurşuna dizilenler sayılacaktı.

O kadar çok kan döküldü ki o yaz, sadece dereler ve çırtanlar değil, kilometrelerce akan ulu ırmaklar bile günlerce kan aktı, mavi suların taşıdıkları cendeglerden, kimi zaman bir ölüler dağı, kimi zamansa ölüler tarlası meydana geldi.

Bu satırların yazarının, ölene kadar anlatma ve yazma sorumluluğunu bilerek ve isteyerek üstüne aldığı o uğursuz emri, sadece insanlar değil, insanların sadık dostu olan bazı hayvanlar da sanki kabul etmiş gibiydiler.

Köpekler, önce ölüler dağına daldılar, ağızlarına insan kanının değdiği andan itibaren, bu defa “canlılara” yöneldiler, hem de güpegündüz. Böylece bizim o yerli, küçücük, o kocaman tarihimiz, yani kulaktan kulağa fısıldanan o saklı tarih, “insan yiyen köpekleri” söyler oldu.

Ama her savaşın, çatışmanın, muharebenin bir sonu vardı; Hiç kimse sonsuza kadar savaşamazdı, Milaslı Herkül bile. Emri verenler, geri almasını bilirdiler. Bu defa, “Öldürmek bitmiştir, teslim olanlar........

© Birgün


Get it on Google Play